Ahmet Resmi Efendi

Ahmet Resmi Efendi

Ahmet Resmi Efendi 1700 Girit Yunanistan doğumlu tarihçi devlet adamıdır. Babası İbrahim Efendidir.  Adına ek olarak aldığı resmi lakabı Resmolu anlamında kullanılmıştır. Eğitim almak için İstanbul’a gelmiş o dönemin yazı işleri ilgilenen reisülküttaplarından Mustafa Efendinin yanında yetişmiş daha sonra da kızıyla evlenip kendisine damat olmuştur. Devlet hizmetlerine girmeden eğitimini tamamlamış Selanik İstanbul Gelibolu baruthane ve  nezaretlerinde  görevde bulunmuştur. Ayrıca dışişleriyle ilgili görevlerde bulunmuştur. Bursa Selanik’te görev yaptıktan sonra Avusturya’ya elçi olarak 1757 yılında gönderildi. Maliye tezkireciliği ve Anadolu muhasebecisi olarak görevlendirildi.

1763 yılında Berlin’e gönderilen Ahmet Resmi Efendi Osmanlı Devleti’nin ilk Berlin büyükelçisi olmuştur. Bu görevlerini başarıyla yürüten Ahmet Resmi İstanbul’a dönüp, Moldovalı Ali Paşa’nın başkanlığında devlet işlerindeki bilgisi ve yararlı olabileceği düşünüldü. 23 kasım 1969 yılında sadrazam kethüdalığına  getirildi.  Ruznameci (devlet gelir giderini günlük tutan )olarak bulunduğu sırada Avrupa’yı yakından tanıma fırsatı buldu. Daha sonra nişancı unvanı ile savaş sonrası (baş delege) olarak küçük kaynarca görüşmelerine katılmıştır. İstanbul’a döndüğünde bu görevinden alınmıştır. Bundan sonra sarayda çeşitli görevlerde bulundu.

En büyük şanssızlığı Küçük Kaynarca görüşmelerinde ve imzalanmasında Osmanlı Devleti heyetine başkanlık yapmıştır. Viyana ve Berlin’de sefaret (elçilik)yapmıştır. Devlet adamlığı yanında sefaretname ve Osmanlı reisülküttapları ile kızlar ağası hakkında biyografileri mevcuttur. 18 yüzyıl sefaretname yazarlarından olan Ahmet Resmi Sefaretname’sinde Berlin izlenimleri ve yol güzergahını içeren bölümleri mevcut. Ahmet Resmi ilk sefaretnamesini  Viyana elçiliği yaparken yazmıştır.

İkinci sefaretnamesinde İstanbul Berlin yolu üzerinde gördüğü coğrafya mimari insanları anlatmış. Yazdığı sefaretnameler birkaç kez Almancaya çevrilmiştir. Sade zevkli bir anlatım ile yazılmıştır.

Eserleri

Viyana Sefaretnamesi

Eserde gidilen ülkelerin siyasi ekonomik toplumsal durumları hakkında ayrıntılara yer vermiş yolda gördükleri yerler hakkında değerlendirmeler yapmıştır. Gezdiği ülkelerin Osmanlı ilişkilerini gözlemlemiştir. 

Sefaretname Prusya

En ses getiren eseri olup Berlin sefirliği yaptığı zaman  Prusya ve Berlin’i konu alan eserdir. Bu kitap Avrupa da okunmuştur.

Hulasatü’l-itibar

Almancaya bile tercüme edilmiştir.

Lahiya

Halifet-ür-rüesa

Kayın pederi Mustafa Efendi’ye duyduğu saygının ürünüdür. Koca Nişancı Mustafa Çelebi’den Ragıp paşa’ya kadar reisülküttapların biyografilerini anlatmaktadır.

Hamilet-ül-Kübera

Darüssaade  ağalarının biyografilerini anlatıldığı eserdir. Kızlar ağası  Sümbül Ağa’nın korsanlarca şehit edilmesine  yer vermiştir.

Luğaz

Mehmet Çelebi ile birlikte tiyatroyu keşfetmiş kadınlar ile erkeklerin birlikte eğlendikleri ortama uyum sağlamakta zorlanmış aynı şekilde bulunduğu ortamda başındaki dalkavuk ve kaftan ile şatafatlı görünümü yadırgadığı ortam tarafından şaşırtıcı bulunmuştur. Dış işlerle alakalı görevlerde bulundu.

Prusya Kralı 2.  Frederik’in 3. Mustafa’ya Ahmet Resmi aracılığı ile tavsiyelerde bulunmuştur. Bol kitap okunmasını eski tecrübelerden faydalanma gerektiği dile getirilmiştir. Ayrıca güçlü bir orduya sahip olmak için çalışmanın gerekliliği, barış zamanlarda ise eğitime yer verilmesini ifade etmiştir. Hazinen ise daime dolu olması gerektiğini ekonomiye gereken önemin verilmesini iletmiştir.

1783 yılında vefat edince Üsküdar Karaca Ahmet  Mezarlığı’na defnedildi. Ahmet Resmi Efendinin tarihe özel bir merakı vardı.

Ahmet Resmi’nin Viyana elçiliği dönüşünde seyahati süresince gördüklerini ve Avusturya devlet yönetim iradesini politikasını ile Viyana’nın durumu halkın yaşayışını rapor etmiş ve hükümete sunmuştur.  Almancaya çevrilmiştir. Berlin dönüşü sunduğu raporda ise yol güzergahında Polonya Romanya Prusya şehirleri ile ülkeler hakkındaki görüşlere yer vermiştir.

Ahmet Resmi 18.yüzyıl Osmanlısına ışık tutmuş, Osmanlı merkez yönetimi Avrupa’ya bakışı ve savaşlara dair yapılan gözlerden bahseder. Geçmişe ışık tutacak eserleri ile Ahmet Resmi günümüze de ışık tutmuştur. Merkezi sistem Osmanlı’da büyükelçilik valilik görevlerine sahip devlet ve bilim adamlarının aynı zamanda tarih yazarlığı da yaptığını görmekteyiz. Tüm büyük elçilikler bulundukları bölgelerin gittiği yerlerin gerek coğrafik gerek ekonomik gözlemlerini raporlama hizmeti de yapmıştır. Yenilenmeden habersiz kalmak istemeyen Osmanlı bir veri tabanı gibi kullandığını anlıyoruz. Büyükelçilikler ülkesinin dışarıdaki gözü kulağıdır. Ayrıca Osmanlının dışarıdaki sözcüsü konumundadır. Ülkesini dışarıda temsil eder. Gerek Rus gerek Avrupa içindeki bir çok ülke güzergahları üzerinde olduğundan tam bir seyahatname özellikleri de taşımaktadır. Ahmet Resmi  bu noktada yazdığı eserlerle günümüze geçmişten gelen bir eser sunmaktadır. Küçük Kaynarca antlaşmasında Osmanlıyı temsil eden heyetin başında olmak tek şanssızlığıdır. Gerek eserleri gerek Osmanlıyı dışarıda temsilinde önemli görevleri bulunan Ahmet Resmi Efendi Osmanlı devlet adamıdır.

Biyografik eserleri ile tanınmış bir yazardır. İlk Berlin büyükelçimizdir. Öğrenimi sonrasında devlet görevlerinin çeşitli kademelerinde görev yapmıştır. Osmanlının dışarıdaki temsilciliklerin de görevlerini en iyi şekilde yapmış ve gözlemleri Osmanlı tarafından ve diğer ülkelerce kendi dillerine çevrilmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa

Ahmet Cevdet Paşa

1822 Doğumlu Ahmet Cevdet Paşa düşünür devlet adamı bilim adamı aynı zamanda tarihçidir. Doğum yeri Lofça Bulgaristan. Babası Lofça ileri gelenlerinden Hacı İsmail Ağa. Kasabasının ilk mektebini bitirdikten sonra müftü Ömer efendi’den medrese derslerinden bazılarını almıştır.  Tahsili tamamlamak üzere İstanbul’a gelir ve Fatih Camisi’nde medrese dersleri almaya başlar. Murat molla tekkesinde Arapça farsça mantık dersleri; Kara mühendishanesinde ise matematik felsefe tarif ve coğrafya dersleri almıştır. Bunun canında Fransızca öğrenmiştir. Mantık için Şakir Efendi’den izin alan Ahmet Cevdet Paşa pozitif bilimler olarak adlandırılan müspet ilimler için mühendishane hocalarından Albay Nuri Bey’den eğitim aldı. Zeki ve çalışkan bir talebeydi. Bu sebeple gerek müderris gerek medrese öğrencileri arasında oldukça ünlendi. Medrese sürecinde çoğu zaman vekalet etmekle beraber kendinden yaşça büyük olanlara bile ders verdi.

Bu süreçte dönemi şair ve bilim adamları ile tanışmıştır. Dönemin şeyhülislamının tanıştırması ile Reşit Paşa sayesinde siyaset ile ilgilenmeye başladı. Maarif meclis üyeliği ve Darrülmuallimin müdürlüğüne atandı. Bu kurumlar için büyük hizmetlerde bulundu. 1851 yılında o dönemin ilk Türk akademisi Encümeni Danış’ın üyeliğine seçildi. Ahmet Cevdet 1854 yıllarından daha sonraki yıllarda çeşitli görevlere getirildi. 1956 yılında Galata Mollası 1857 yılında Mekke payesi ve Meclis-i Ali-i Tanzimat üyeliğine getirildi.

1862 yılında Anadolu kazaskeri payesi ile Bosna Hersek müfettişliğine getirildi. 1866 ilmiye rütbesi vezirliğe çevrilince paşa oldu. 1868 yılında Divan-ı Ahkam-ı Adliye reisliği ile başlayarak devlet makamlarının en yükseklerine sahip oldu. 1873 yılında Maarif Nazırı oldu. Yaşam sürecinde Adliye, Maarif, evkaf, dahiliye ticaret ve ziraat Nazırlığı yapmıştır. Ahmet Cevdet Paşa uzun süre Mustafa Reşit paşa’nın yardımcılığını yapmış batıya karşı İslami düşünce ve gelenekleri savunmuştur. Mecelle Cemiyeti başkanlığı yaptığı dönemde Mecelle’nin 16 kitabının hazırlanmasını sağladı. Abdülhamit’in talebi doğrultusunda 1879-76 yılları arasında geçen olayları Maruzat’ta değerlendirmesini yapmıştır. Ayrıca Hz. Adem’den Hz. Muhammet’e kadar tüm peygamberlerin hayatını ikinci Murat dönemi de  dahil İslam tarihi sade bir dil ile Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa adlı eserinde anlatılmıştır. Şiirlerini ömrünün son demlerinde Divançe’de bir araya topladı.

Ahmet Cevdet devletin resmi tarihçisi olarak uzun yıllar hizmet vermiştir. Kavaid-i Osmaniyye Türkçe yazılmış ilk dilbilgisi kitabı olarak kabul edilse de başka dilbilgisi kitaplarının da yazarlığını yapmıştır. Memuriyetten eğitimciliğine bilim akademisi üyeliğine tarihçi yönüne kadılık ve kazaskerlik yapmış üstüne de paşalığa kadar bir yükseliş öyküsü mevcuttur.

1866 yılında Halep vilayetine vali tayin edilmiştir. İki yıllık görevi boyunca Fırat isimli gazeteyi çıkarmıştır. 1868 yılında o dönemin temyiz mahkemesi görevini yapacak olan Divan-ı Ahkam-ı Adliye başkanlığına getirildi. Bir yandan kitap yazamaya devam ederken bir yandan da görevlerini yerini getiriyordu. Maraş’a vali tayin edildi.  Hızlı yükselişi onu devlet işlerinde danışılan kişi haline getirdi.

Kitapları

Kısas- Enbiya ve Tevarih-i Hulefa  Osmanlı tarihi ve peygamberler tarihini anlatmaktadır.

Tezakir-i Cevdet

Ma’ruzat Sultan ikinci Abdülhamit isteği olan bir dönemin tarihi ve siyasi olaylarından bahseden eserdir.

Mecelle

Divançe-i Cevdet

Kavaid-i Osmaniye  Türk dilinin ilk grameri olarak algılanır.

Belirgin kitaplarının dışın da çeşitli konuları ele alan eserleri vardır. Ahmet Cevdet paşa tarih ve dilbilgisi alanlarında kalem aldığı eserlerle şiir ve çevirilerinde aynı zamanda sahibidir. Adını dönemin üstüne taşıyan çok yönlü bir devlet adamı olmuştur. İslam hukuku alanında bir başyapıt olan Mecelle’yi yazmıştır. 73 yaşında yaşama veda eden Ahmet Cevdet Paşa o dönemim yetirdiği yegane paşalardandır. Yaşamına sayısız başarı eser ve başarı katmıştır. Doğumundan ölümüne kadar ki süreçte geriye bıraktığı miras oldukça değerlidir.

Ahmet Cemal Eringen

Ahmet Cemal

1943 yılında İstanbul Yüksek Mühendislik okulunu bitirdi. (şu an okulun adı İstanbul teknik Üniversitesi’dir) 1948 yılında Brooklyn Politeknik Kurumundan uygulamalı mekanik alanda doktora derecesine ulaşmıştır. Termomikro akışkanlar elastisite sıvı kristaller gibi birçok konuda bilimsel çalışmalara katkı sağlamıştır.

Mühendislik temel bilim ve mekanik alanlarda uluslar arası alanlarda tanınmış ve saygınlık kazanmış Mühendislik Bilimleri Topluluğu’nun kurucusu ve başkanlığını yapmıştır.

Ahmet Cemal 10 Aralık 2009 yılında İstanbul da vefat etmiştir. 1975 yılında mühendis bilimleri topluluğu onun adına her yıl mühendislik bilim adamına bu madalya verilmiştir. Gerek arkadaşları gerek öğrencileri bir çok sempozyum düzenlemiştir.

1943-1945 Türk Hava Birliği’nde araştırmacı olarak çalıştı.1946 yılına kadar üst düzey yöneticilik yapmıştır. 1948 yılına kadar Brooklyn üniversitesi fen enstitüsünde araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. 1958-1953 yılları arasında Chicago teknoloji enstitüsün de  mekanik  bölümünde profesörlüğe yükselmiştir. 1953-55 yılları arasında Perdue üniversitesinde mühendislik fakültesi profesörlüğü yaptı. 1966 yılına kadar ise aynı üniversitenin bilim profesörlüğünü yaptı. 1991 yılına kadar ise Princeton mühendislik ve uygulamalı bilimler okulunda Kontinuum yani sürüm mekanik programında kürsüde başkanlık yaptı. Mikro morfik ve mikropoler kuramlarını ortaya atmıştır. Parça fiziği ile katı hal fiziği arasındaki bağları belirlemiştir. .1944 yılında ABD bir uçak şirketinde uzmanlaşan Ahmet Cemal  Türk hava yolları kurumuna uçak projeleri hazırlamıştır.

Başlıca eserleri

Mechanics Of Continua (sürekli ortam mekaniği) , mikropoler ve termoelastisitenin temelleridir. Başlıca araştırma alanları ise sürekli mekaniğin elektrodinamik ve birbirinin devamı olan maddi teorileridir.

1950 yıllarında darbeler ve rastgele titreşimler dinamik esnekliğine dair birçok problem üzerine araştırmalar yapmıştır. BU araştırmalar sonucunda yapıların deprem fırtınadan nasıl etkilendiğine dair yaygın kullanılan yöntemlere ortam sağlamıştır.1960 sonrası ise tüm çalışmalarında sürekli ortamlar mekaniği üstünde yoğunlaştırmış ve bu bilim dalında öncülük yapanlar arasına girmiştir. Eserleri ile bu alanda temel anlamda bir yapıt kazandırdı. Maddenin iç yapısının sürekli ortamlar üzerinde etkilerine açıklık getirmiş kimyasal tepkimeye giren ortamlara dair araştırmalar yapmıştır. Araştırmaları sonucunda biyomekaniği kapsayan geniş bir uygulama alnı bulmuş, mikropolar ve mikro morfik olarak adlandırdığı kuranları geliştirdi. Sıvı kristaller polimerler birleşik maddelere uygulanarak sürekli madde yapısı atom yapısı arasında bağ kuran çalışmalara imzasını atmıştır. Kurumsal çalışmalarda bulundu. Bunun yanında ABD’de büyük şirketlerin ve sanayicilerin teknik danışmanlığını yapmıştır.

1981 yılında Glasgow Üniversitesi’nde fahri doktora sahibi oldu. 1973 yılında ise mühendislik bilim derneği üstün hizmet ödülünü almıştır.

88 yaşında vefat etmiştir. Adına adanmış Ahmet Cemal  madalyasının isim babasıdır. Bir bilim adamı olarak oldukça önemli görevler üstlenmiş ve bu görevleri başarı ile yerine getirmiştir. Kariyerinde yaptığı araştırmalarla yazdıkları bilim adamlarına ışık tutmaktadır. Zamanın ve teknolojinin geldiği noktada bilimin ve sağlığın yerini artık hepimiz anlamış olmalıyız. Gelişmiş ekonomisi güçlü ülkelerde bilimin geldiği nokta uzaya kadar çok uzun zaman önce varmıştı. Teknoloji çağında yaşıyoruz. Eğitim ve gerekse ülke yönetimimiz bu konuda gelecek için gerekli alt yapıyı hazırlamalıdır. Ülkemizde bunu başaracak üniversiteler var bu okullar akademik anlamda desteklenmelidir. Özgür bağımsız araştırmalarına olanak veren bilim adamlarının yetişmesine olanaklar sağlanmalı. Görünen ilimden gidilmeyen yolun karanlık oluşudur. Ülkemizde devlet okullarını gereken önemi yazık ki görememektedir. Bilim adamları kolay yetişmemekle birlikte onların fikirleri içinde özgür alanlar yaratılmalı. Bir bilim adamının geldiği son noktaya kadar bilginin teknolojiye doğru oranda gelişmesi gerekmektedir. Geri kalmış ülkelerde birlimin geri kalmışlığı görülmektedir. Eringen gibi akademisyen beyinlerimiz yazık ki çoğu kez beyin göçü yaşatmaktadır. Ülkemizde yetişen bu değerli beyinleri çoğu ülke gibi bizde kayıp ediyoruz ve değerini daha doğrusu gereken önemi vermiyoruz. Bilimdeki gelişmişlik bir ülkeyi refaha götürür.  Bu yolda geri kalmışlık bizi diğer dünya ülkeleri arasında sıralamaya koyar. Bilim bir ülkenin dışarıda  içeride olan gururudur. Bir bilim adamını yetiştirip başka ülkelere gümüş tepside sunmak yerine desteklemeli ve yeni bilim adamların yetiştirilmesinde olanaklar daha da geliştirilmeli. Çocukluktan başlayan eğitimlerle çocuklar bilime yönlendirilmelidir. Son dönemlerde kadın erkek birçok akademik imzalar atmış ama ülkemizde hizmet vermeyen gençleri duymaktayız. Bu ülkede yetişip başka bir ülkeye hizmet vermesi ne kadar acıdır. Bilim bir ülkenin eğer önlem alınmazsa kanayan yarası olabilir. Zor yetiştirip tez kaybetmemeliyiz.

Bu sebeple devlete büyük görevler düşüyor. Akademik çalışmalara hız verilmeli bu çalışmaların olduğu özgür çalışmalar desteklenmelidir. Bilim her alanda gerekli olduğunu şu son yaşadığımız zor günlerde daha iyi anlamış olmamız gerekir. Bilim yönünden komşu ülkelerimiz teknolojide ilerliyor bizse sadece çalışmaları uzaktan seyrediyoruz gibi görünüyor. Oysaki parlak gençler göç anlamında başka ülkelerce desteklenip önüne fırsatlar açılıyor ve biz gençlerimiz kaybediyoruz.

Ahmet Alkan

Ahmet Alkan

1999 Kasım ayında Sabancı üniversitesine görevine başlamış öğretim üyesidir.

Araştırma alanları; İktisat kuramı oyun kuramı eşleşme ve ihale kuramlarıdır.

Oyun Kuramında tercihlerin matematiksel  bağlantısından bahseder. Bu bağlantının temeldeki tercihleri daha karlı veya zararlı oluşunu teyit etmek ve çok fonksiyonlu  bir ilişkinin kaybını en aza indirmektir.. Soğuk savaşlarda devletlerin karlı çıkmak için  istedikleri stratejileri uygulamak istediklerinin ifade eder.

Aldığı Ödüller

Boğaziçi En iyi Araştırma Ödülü  1984

Türkiye Yöneylem Araştırma derneği en iyi araştırma ödülü 1985

Türkiye Ulusal bilimler Akademi Üyesi 2000

Robert’e  Talas’tan gelmiştir. Son yılı ASF ile iyi okulda uzaklarda geçmiştir. Brown Üniversitesi daha sonra ODTÜ matematik bölümü sonra 4 yıl doktora yaptığı Berkeley. Türkiye Amerika arası tam dönmekle sonuçlanmış birkaç yıl ODTÜ’de sonra 20 yıl Boğaziçi Üniversitesinde 200 bu yana kadar Sabancı Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmış bu görevi de devam etmektedir. Fizik ve matematik diye başladığı üniversite yıllarında iktisat ve oyun teorisi olarak geliştiren Ahmet Alkan akademik kariyeri hayatı derslere girmeyi araştırma yapmayı ve birçok konuya sempatikçe yaklaşmıştır. Kariyerine Sabancı üniversitesinde devam etmektedir. Bilim akademisi asli üyelerindendir.

Ahmet Alkan Görevine devam eden akademisyenlerimizdendir. ABD’de okumasına karşın ülkesine dönmüş aldığı görevleri de yerine getirmiştir.  Akademik kariyerine baktığımızda başarılı bir özgeçmiş sergilemektedir. Çalışmalarında gerek seminerlerde konferanslarda yükselen bir kariyer çizmiştir. Geldiği noktaya baktığımızda gene beyin göçü yaşandığını eğitimini doktorasını yurt dışında yaptığını görmekteyiz. Tercihini memleketinden yana kullanması güzel olan. Yurt dışında eğitim alıp kariyerine orda da devam edebilirdi. Tercihini ülkesi adına kullanmış ve burada birçok öğretim görevliliği yapmıştır. Köklü bir üniversitede olan Boğaziçi Üniversitesinde 20 yıllık bir zaman küçümsenemez bir başarının da imzasıdır. Öncesinde ise ODTÜ gibi bilim adamları yetiştiren en iyi okullardan birinde öğretim üyeliği yapması da ayrıca önem teşkil etmektedir. Yeni bilim adamlarının yetiştirilmesinde onun gibi aydın akademisyenlere ülkenin her daim ihtiyacı olacaktır.

Eğitimde okulun kariyerin lisansın doktoranın ve dekanlığa kadar giden yolda kariyer yapmanın da ayrı zorluğu mevcut. Bilim kadar eğitime de yatırım sağlanmalı destek ve burslarla teşvik edilmesi çok önemlidir. Bu ülkeyi ileri taşıyacak olan bu eğitim kurumlarının yetiştirdiği gençlerle olacaktır. Gönül ister ki bir gün gelsin eğitim sistemimiz güçlü olduğuna inanılıp kariyer bu ülkede yapılsın. Bu ülkenin akademisyen ve bilim insanlarına ihtiyacının gerekliliği aşikardır.

Afet İnan

Afet İnan

Afet İnan, Türk tarihine yön vermiş büyük bilim insanıdır. Türk Tarih Kurumu’nun yöneticiliğini yapmıştır.  Afet İnan, Türk Tarih Tezi’ni hayata geçiren büyük tarihçilerle anılıyor.

Afet İnan 29 Ekim 1909 yılında Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Selanik’te doğmuştur.  Babası orman memurluğu yapan İsmail Hakkı Uzmay Şumnu olarak anılıyordu. Annesi ise Müderris Emrullah Bey’in kız torunu Şehdane Hanımdı.  Afet İnan ve ailesi Balkan Savaşı’nın meydan gelmesiyle göçe zorlandı.  Anadolu’ya yerleştikten sonra babası birçok bölgede orman memuru, müfettiş ve müdürlük görevleri yaptı. Emekli olduktan sonra Bolu Milletvekilliğini kazandı. Babası memur olduğu sürekli bölge ve şehir değiştirmek zorunda kaldı.  Bu nedenle ilköğretim eğitimini Biga, Adapazarı, Eskişehir ve Ankara’da tamamladı.  Daha sonra 6 yıllık ilkokul diplomasını almayı başardı.

Bursa’da eğitimine devam etti ve öğretmen olmayı başardı. Daha sonra İzmir’e atandı ve burada öğretmenlik yaptı.  Başarıları Atatürk’ün dikkatini çekti ve Fransızca öğrenmesi için İsviçre’nin Lozan şehrine gitmekle görevlendirildi.

Afet İnan’ın Tanınması

Afet İnan, öğretmenlik görevine devam ederken sınıfa Atatürk çay ziyaretine geldi. Burada Atatürk’le sohbet etme fırsatı yakaladı.  Ailesinin ve kendisinin Selanik’li olması Atatürk’ü mutlu etti ve ailesiyle tanışmak için yola koyuldu.  Afet İnan, Atatürk’e yabancı dil öğrenmek istediğini ve araştırmalarda yabancı dil kullanmak istediğini söyledi ve Ankara’ya atandı. Daha sonra eğitimini tamamlamak için İsviçre’ye gitti.

İsviçre’den yurda döndükten sonra İstanbul’da yabancı dil eğitimi almaya devam etti. Daha sonra tarih öğretmenliği sınavına girdi ve başarıyla sınavı kazandı.  Daha sonra Ankara’da tarih öğretmeni olarak göre v yaptı.

Afet İnan’ın Gelişimi

Afet İnan, yabancı okullara atandı ve öğretmenlik yapmaya başladı. Burada ki kitaplarda Türk milletini küçük düşürücü sözlerin sarf edildiğini duydu ve  itirazda bulundu.  Duyduklarını ve kitapları Atatürk’e ulaştırdı ve bu konu hakkında çalışmalar başladı.

Daha sonra Ankara’da Dil ve Tarih Fakültesi’nin kurulması gerektiğine karar kılındı. Afet İnan’a burada öğretmenlik görevi teklif edildi, fakat kendisini yetersiz gördüğü için görevi geri çevirdi.  Tekliften sonra Cenevre Üniversitesi’nde tarih üzerine birçok eğitim aldı.  Afet İnan tez konusu Türk Osmanlı ekonomisi olarak yazdı.  Tezinden sonra doktoralık unvanı için çalışmıştı ve unvanı almayı başardı.  Bu üniversitede eğitimine devam ederek profesörlük unvanını aldı. Hızlıca yurda döndü ve öğrendiklerini öğrencilere anlatmaya başladı. Dil ve Tarih fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Tarih ve sosyoloji konuları haricinde çalışmalarını Atatürk üzerinden de yaptı ve Atatürk ile ilgili birçok kitap yazdı.  Kadın hastalıkları ve doğum doktoru olan Rıfat beyle dünya evine girdi.  Afet İnan 1985 yılından bilime ve tarihe veda etti.

Afet İnan’ın Eğitim Verdiği Kurumlar

  1. Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi
  2. Ankara Fen Fakültesi
  3. Ankara Harp Okulu
  4. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bu üniversitelerde Türkiye Cumhuriyeti ve Türk devrimi hakkında uzun yıllar ders verdi.

Afet İnan’ın  Eserleri

  1. Türk Tarihinin Ana Hatları
  2. İzmir İktisat Kongresi
  3. Mimar Sinan
  4. Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı
  5. Mimar Sinan
  6. Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları
  7. Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi
  8. Tarih Boyunca Türk Kadınının Hak ve Görevleri
  9. Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler
  10. Atatürk’ten Hatıralar
  11. Eski Mısır Tarihi ve Medeniyeti

Afet İnan’ın Üye Olduğu Kurumlar

  1. Türk Tarih Kurumu
  2. Milli Kütüphane’ye Yardım Derneği
  3. Çocuk Haklarını Koruma Derneği
  4. Türk Kadının Sosyal Hayatı Tektik Kurumu