Tahir Harimi Balcıoğlu

Tahir Harimi Balcıoğlu

Hayatı

Tahir Harimi Balcıoğlu, soyu köklü olan Edremitli Balcızade ailesindendir. Edremit’te dünyaya gelmiştir. Doğum yılı belli olmayan bu usta yazar Mısır da bulunan El Ezher (İlahiyat Fakültesi) Üniversitesinden mezun olmuştur. Türkiye’ye döndüğünde, merkezde görevlendirilmediği için Batı Anadolu Vaizliği görevini üstlenmiştir. Çok üst derecede Arapça bilen Tahir Harimmi balcıoğlu Edremit’te insanlardan uzak yalnız bir münzevi hayat sürdürmüştür. Bu hayatı sürdürürken önemli eserlerini de burada yazmıştır. Örneğin; ‘’Tarihi Medeniyetler Üzerine Kütüphaneler’in Tesiri’’ ve de ‘’Nakli İlimler Tarihi’’ adlı dört ciltlik bu eserlerle kendini göstermiştir. Bu eserlerini de İstanbul’a gelerek bizzat kendisi Millet Kütüphanesi’ne teslim etmiştir.

Tahir Harimi Balcıoğlu sonralarda ise Millet Kütüphanesinde de çalışmıştır. Türk-İslam inanç tarihiyle ilgili önemli eserlerini kaleme  alan bu usta yazar 1952 Yılında Edremit’te vefat etmiştir. Sevenleri onun ismini Edremit Akçay da anıt etmek açısından bir sokağa vermişlerdir. Tahir Harimi Balcıoğlına göre bir milletin felsefesini ve konusunu anlayabilmek için o milletin dini kültürel bakışları değerleri çok iyi bilinmesi gerekmektedir.

Yazar Tahir Harimi Balcıoğlu Osmanlı’nın son, Cumhuriyetin ise ilk önemli tarihçileri arasındadır. Özellikle Türk inanç ve islam tarihine ait yaptığı bu değerli çalışmalarda kendisinden sonra gelenlerin örnek aldığı bir isim olmuştur. Son haber ise Son Havadis gazetisinin sütun sahibi yazarlarından olan Tahir Harimi Balcıoğlu ‘ ‘ Mihrab Mecmuası’ ‘ ile yazıları açık bir şekilde yayınlamak üzere sunmuştur .

Edremit Teyyaresi Hikayesi

İstanbul dan Kahire ye bir çok kez yolculuk yapılmış ve bu durum kötü sonuçlanmıştır. Arap alemin de büyük can sıkılması meydana gelmiştir. Fransızlar bu yolculuğu Paris-İstanbul-Kahire olarak yapmışlardır ve bunu başarmışlardır. Bu durum en büyük destekleri olmuştur.

Edremit uçağı İstanbul-Kahire yolculuğunu başarmış olup 9 mayıs 1914 yılında Kahire de büyük bir samimiyet gösterisi olarak karşılanır. Pilotlar beş gün boyunca burada konaklamıştır. Tüm topluluk uçağı görmeye merakla gelirler. Bunların içinde Tahir Harimi Balcıoğlu ve okul arkadaşları da vardır. Gururla Bu uçağı izlemek ve mutlu olmak için Kahire Hava Alanına gelirler. Bu arada Tahir Bey’in içinde de yalnızlığından dolayı vatan, yurt özlemi vardır. Memleketinden uçan hemşehrilerini görmek ve hatta uçakta ki pilotları bile sarılarak karşılamak istiyordu. Hızlı hızlı hava alanına doğru gitselerde heyecandan bu yol sanki hiç bitmiyecek gibi geliyordu onlara. Büyük bir özlemle havaalanına sonunda varırlar. Tabi okadar yoğun bir insan topluluğu var ki bir türlü uçağı ve hemşehrilerini göremezler.

Arkadaşlarırla beraber daha iyi seyredebilmek açısından uçağa daha yakın bir yere geçerler ve artık uçağın yazılarını dahi okuyabilecek yakınlıktalardır. Genç öğrenci Tahir’in heyecanı en üst seviyededir. Uçağın üzerindeki yazıları okumaya başlayan Genç Tahir bu sefer de okadar heyecanın ve özlemin ardından dayanamaz ve orada bayılıp düşer. Okul arkadaşları Tahir’i hızlı bir şekilde oradan alıp ayılması için bir sürü uğraşı içine girerler. Bir süre sonra kendine gelen Genç Tahir ayılır ve kendine gelir. Ardından arkadaşlaşları merak ile sorar: Neden bayıldın Tahir ne oldu, uçak Türkiye den geldi tamam da neye bayıldın? Tarzında sorular sorarlar.

Tahir arkadaşlarına cevap veremez durumdadır biraz daha dinlenir. Arkadaşları yeniden sorarlar

-Edremit neresidir?

Genç Tahir zorlukla cevap verse de yutkunarak ve kendini toplayarak kendini zorlar ve şöyle der:

-Edremit benim memleketim, Burası benim şehrim, yıllarca özlem duyduğum yer… Diyerek cevap verir.

Tabii ki bu gururu bu yeniliği onuru yaşayan tek kişi Tahir Harimi Balcıoğlu değildir. Bu gururur tüm Türk Toplumu sevinçle yaşamıştır.

Eserleri

Son zamanlarda Osmanlı düşünürlerinden bilinen Tahir Harimi Bey arkasında bıraktığı bir çok eser ile kültür dünyamızı oldukça geliştirmiştir bir alimdir. Bize kalan o büyük eserlerinin ilki 1931 de yayımlanmıştır.

  • Türk Tarihinde Mezhep Cereyanları (Hilmi Ziya Ülken’in Takdimi ve notlarıyla)
  • Medeniyet Tarihinde Kütüphaneler
  • Türkler Arasında Şiilik Cereyanları
  • Haşhaşiler 

Eserler Hakkında Özet Ve Bilgiler

  • Türk Tarihinde Mezhep Cereyanları

1931 yılında Balıkesir de Vilayet Matbaasında 571 sayfa olarak basılmıştır.

‘’…Asya’nın büyük tarihinde ara ara tesadüf ettiğimiz hadiseler ve bu hadiselerin sebepleri ve illetlerine ait araştırmalar da bizi hayretlere düşüren kudretler görürüz  ve bizi güce düşürür. Kavimler mahşeri olan koca Asya sakinleri arasında ve Türklerin umumi inançlar tarihinde olan önemli sırları ortaya koyduğu bu tehlikeli amillerin iç yüzlerini kavradıkça, bu gariplikler çok daha artmaya başlıyor.
Bu çalışmada, yıllarca Orta Asya ve Anadolu da olan Şia-i Batıniye’nin ve İran’a doğru yoğunlaştı ve şiilik cereyanlarıyla beraber hareket edip Türk ruhunun gücünü bitire bitire milli varlığımızın bütününü karartmak için çalıştıkları incelenmiştir…’’

  • Medeniyet Tarihinde Kütüphaneler

1937 yılında yine Balıkesir de Balıkesir Vilayet Matbaasında basılmıştır.

‘’Medeniyet Tarihinde Kütüphaneler’’ kitap ve kitapevleri alanında ilk örnek gösterilen çalışmalardan biridir. Tahir Harimi Balcıoğlu, esere bağlı ne var ise eserin bize verebileceği tüm alanlarda düzenli bir şekilde çalışmış ve ortaya böylesine güzel bir eser çıkarmıştır. Kitabın bize anlattığı tüm konuları bize neler kattığını tarih ve uygarlık adına ne anlamlar taşıdığını, medeniyetlerin nasıl kurulduğunu ve bu medeniyetler için yapılan, başarılan asıl şeyin ilim ve kitap olduğunu konu edilen ve medeniyet tarihinin uzaktan görünümünü dile getiriyor.

Servet-i Fünun Dergisi: 1932

Medeniyet Tarihinde Kütüphaneler adlı eseri 1931 de ki ilk baskısında yer almamıştır fakat bazı dergilerde konu aldığı Medeniyet Tarihin de Kadınlar, Hikmet Tarihin de Süfiyyun ve Mezhep-i Aşk, Esatir ve Esfaneler, Tuba ve Zeytin Ağaçları ile ilgili anlatımkar, Şark Efsanelerinde Gül ve Bülbül gibi değerli yazıları da bu yeni baskı da yer verilmiştir.

  • Türkler Arasında Şiilik Cereyanları

1940 yıllarında İstanbul: Kanaat Yayınları tarafından 271 sayfa olarak basılmıştır.

Henüz Hz. Muhammet’in  (s.a.v)  vefatının üstünden 30 yıl geçmeden Müslüman milleti 3 parçaya bölünmüştür. Bu zaman içerisinde Sunnilik, Şiilik ve Haricilik olarak bölünme yaşanmıştır. Bu güne kadar bu üç parça mücadele ederek konulayu bu güne kadar taşımışlardır. İlk başlarda Şiilik yenilmiştir. Fakat pes etmemiş ve bu mücadeleyi devam ettirmiştir. İslamiyetin yaygınlaştığı tüm alanlara ulaşıp bu durumu devam ettirmişlerdir. Bu süreçte ise başarılı oldukları söyleniyor.

Osmanlının son, Cumhuriyet döneminin ise ilk tarihçilerinden olan Tahir Harimi Balcıoğlu , Şiilik ile ilgili temel tarih bilgilerini vermiştir.

  • Haşhaşiler ( Konya Selçuklu Sultanları ve Batıniler)

1938 yılında Balıkesir: Vilayet Matbaası tarafından basılmıştır.

Haçlı ordusu toprakları Müslümanların elinden geri almak için (MS 1204 yıllarında) yola koyulmuştur fakat İstanbula gelene kadar . Daha sonra farklı düşünler içine girmiştir. Yine de İstanbul’u işgal etmilşlerdir. Bu sebepten ötürü İstanbul dan göç etmek zorunda kalan Doğu Roma/ Bizans’ın baş ailelerinden bazıları Trabzon ve İznik olmak üzere bu alanlarda kendilerine yeni yeni devletler topluklar kurup başlarına geçmişlerdir.

Usta yazarımız Tahir Harimi Balcıoğlu Osmanlının son zamanların da El-Ezher de eğitim almış olan bu ilim adamı eski türkçe ile yazdığı bu romanı günümüz yazarları hiç bir müdahele yapmaksızın bire bir şekilde 1930 zamanlarında edebi havasını katmaya çalışmışlardır.

Sosyolog Şerif Mardin (1927- 2017)

Sosyolog Şerif Mardin

Eğitim hayatını başarı ile tamamlamış olan Sosyolog Şerif Mardin, ülkemizin önemli bilim insanları bakımından önde gelen isimlerindendir. Yaşamı boyunca daima başarı kaydetmiş olan Sosyolog Şerif Mardin, yazdığı kitaplar ve yaptığı çalışmalar ile büyük ses getirmeyi başarmıştır. Dilerseniz bu değerli ismi daha yakından tanıyalım.

Sosyolog Şerif Mardin’in Hayatı

1927 senesinde İstanbul’da dünyaya gelen Sosyolog Şerif Mardin, sosyolog ve siyaset bilimcisi olarak bilinmektedir. İlk ve ortaöğretimini başarı ile tamamlayan Sosyolog Şerif Mardin, Galatasaray Lise’sinde başlamış olduğu lise öğrenimini yarıda bırakarak Amerika Birleşik Devletleri’nde devam ettirdi. Hz. Muhammed’in torunu olan Hüseyin’e kadar kan bağının bulunduğu iddia edilen Sosyolog Şerif Mardin, Mardinizade ailesine mensup olması ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Betül Mardin ve Arif Mardin ile kuzen olduğu bilinen Sosyolog Şerif Mardin, tıpkı kuzenleri gibi oldukça büyük işler yapmış saygın bir insandır. Stanford Üniversitesi’ne başlayan Sosyolog Şerif Mardin, buradaki eğitimini başarı ile tamamladıktan sonra Johns Hopkins Üniversite’sinde yüksek lisansını yapmayı da ihmal etmedi. 13 sene Ankara Üniversite’sinde hocalık yapan Sosyolog Şerif Mardin, Boğaziçi Üniversitesi’nde de İktisadi İdari Bilimler Fakültesi kurucusu, Sosyoloji Bölümü başkanı olarak hep anılmaktadır. Bununla beraber saymakla bitmeyecek kadar eğitim başarısı gösteren Sosyolog Şerif Mardin, ölümünün üzerinden seneler geçse de bu gün hala büyük bir sevgi ve saygı ile anılmaktadır.

Sosyolog Şerif Mardin’in Akademik Çalışmaları

1993 senesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin yaptığı ödül töreninde Yılın Bilim İnsanı Ödülüne layık görülen Sosyolog Şerif Mardin, 1967 ile 1970 senelerinde TSBD kurucu başkanlığı yapması ile de büyük bir ses getirmiştir. 1994 senesinde YDH kurucu üyesi olarak karşımıza çıkan Sosyolog Şerif Mardin, siyaset ile de bir dönem yakından ilgilenmiştir. Çeşitli pek çok önemli üniversitede görev alan Sosyolog Şerif Mardin, bu gün pek çok öğrenci tarafından büyük bir sevgi ve saygı ile anılmaktadır.

Sosyolog Şerif Mardin’in Ölümü

6 Eylül 2017 senesinde hayata gözlerini yuman Sosyolog Şerif Mardin, Yeniköy Camii’nde son yolculuğuna uğurlandı ve bugün bu değerli insanın mezarı Kilyos Mezarlığı’ndadır.

Sosyolog Şerif Mardin’in Eserleri

  • 2006 – Religion, Society and Modernity in Türkey
  • Din ve İdeoloji
  • Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu
  • İdeoloji
  • Türkiye’de Toplum ve Siyaset
  • Bediüzzaman Said Nursi Olayı – Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim
  • Türkiye’de Toplum ve Siyaset
  • 1895 – 1908 Jön Türklerin Siyasi Fikirleri
  • Türk Modernleşmesi
  • Siyasal ve Sosyal Bilimler

Yazmış olduğumu buz yazımızda Sosyolog Şerif Mardin hakkında detaylı pek çok bilgiye yer vermeye çalıştık, ülkesi için daima faydalı olmuş olan bu insan hakkında yazdığımız bilgiler umuyoruz ki sizlere de fayda sağlamıştır, sağlıcakla kalın!

Sosyolog Şerif Mardin Kimdir?

şerif mardin

Türk sosyolog ve siyaset bilimcisi şerif mardin  1927 yılında istanbul’da  Mardinizadeliler adı verilen geniş bir ailede   dünya ya gelmiştir.
şerif mardin ailesinin kökeni HZ. Muhammed (S.A.S) efendimizin torunu hüseyin’e kadar dayandığı da iddia edilen bilgiler arasındadır. Mardin şerif çok geniş bir ailede gerek avantaj gerekse dezavantajlarını hissederek yaşamını devam ettirmiştir, kendisini ‘ muhafazakar modernist’ olarak tanımlamaktadır.  Türkiye için önemli isimlerden biri  olan Şerif Mardin genel olarak toplu’ mu konu edinmiştir. Özellikle Türk kültür hayatının sosyal geleneklerini, normatif ve hukuki temellere dayandırarak incelemiştir. din, ideoloji ve kültür konularına ağırlık vermiştir.

Eğitim Hayatı:

-orta öğretimine Galatasaray Lisesi’ nde başlamış, Amerika’da tamamlamıştır.

-1948′ de Stanford Üniversitesi Siyaset Bilimleri’ nde lisans eğitimi almış, daha sonrada Yüksek lisansa devam etmiştir.

-1950 yılında John Hopkins Üniversitesi’nde Uluslararası ilişkiler üzerine Yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.

-1958 Yılında Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü Siyaset Bilimlerinde doktora yapmış, ve Eğitim hayatını bu şekilde tamamlamıştır.

ÇALIŞMA ALANLARI : ‘Siyaset Bilimi, Siyaset teorisi, Düşünce tarihi, Siyaset sosyolojisi, Siyaset felsefesi, Siyasi kültür, Sosyal ve siyasal tarih, sosyoloji, ekonomi, psikoloji’ dir. bunun yanında Toplum, Toplumun gelişen dinamikleri, ve Dini konuları’ da ele almıştır. Çalışmaları sonucunda 1993′ te Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Profesör DR. Mustafa Parlar Eğitim ve Araştırma vakfı tarafından ‘YILIN BİLİM ADAMI’ ödülünü almaya hak

kazanmıştır.

1954′ te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde Araştırma görevlisi olarak iki yıl görevini sürdürmekle birlikte yine aynı tarihte ‘FORUM’ da yazmaya başlamış ve yazarlık işleri 1966 ya kadar devam ettirmiştir.

1957 yılında Hürriyet Partisinde Genel Sekreterlik yapmıştır. Daha sonrasında 1958-1961 yılları arasında araştırmacı olarak Princeton Üniversitesi’nde çalışmalarına devam etmiştir. 1960’ta bir yıl Harvard Üniversitesi Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmalarını yapmıştır.

ŞERİF MARDİN dili anlaşılır ve her kesime hitap eden muhafazakar modernist bir sosyologdu. Ve bu konuda bir çok eseri bulunmaktadır. İşte bu eserlerden bir kaçı,

-OSMANLI VE CUMHURİYET: Din olgusunu ele almıştır.

-MODERN TÜRKİYE DE DİN VE SOSYAL DEĞİŞME : BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ örneğidir. Bu eseriyle Türkiye’de yaşanan toplumsal değişime eleştirel bir yaklaşımla çözüm getirmeye calışılmıştır.

Şerif Mardin bir röportajında ‘MAHALLE BASKISI’ ndan bahsetmiştir. Bunun nedeni de bazı kesimlerde Atatürk’e düşman olduğu algısının oluşmasıydı. fakat böyle bir durum söz konusu değildi. Şerif Mardin her konuya çok yönlü ve sakin bir bakış açısıyla yaklaşmaktaydı.

Ünlü Sosyolog istenilen şeylerin asla tam olmayacağı, zaman içinde gelişerek olgunlaşacağı düşüncesiyle hepimize öncü olarak yol göstermiştir.

gelecek nesiller olan bizlere ilim aşkı ve heyecanıyla en büyük mirası bırakmıştır.

ŞERİF MARDİNİN VEFATI: Şerif mardin 6 eylül 2017 tarihinde istanbul’ da tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini kapamıştır.

Sevgi ve Rahmetle anıyoruz…

Sinan Keten Kimdir

Sinan Keten

Sinan Keten İstanbul’da doğup büyümüştür. Orta öğretimi ve Liseyi Robert Kolejinde okumuştur. Başarısında en büyük rolü alan annesi ve diğer aile üyelerini belirten Sinan Keten ‘mutluluğumu ve başarımı aileme borçluyum’ diyor. Hatta rahmetli Anneannesi küçükken gözlük taktığı için torununa sürekli ‘profesör’ diye hitap edermiş. Lise ve Üniversite çağlarında Enstürüman olarak bateri çalan Sinan Keten spora’da oldukça düşkündür ve düzenli olarak spora zaman ayırır. Bateri konusunda kendini geliştiren Sinan Keten MIT’de caz orkestra grubunda çalmıştır. Doktorası devam ederken okulunu asla ihmal etmez ve boş da kalan zamanlarında caz davulu eğitimi almıştır. Pek çok caz orkestrasında konserler vermiştir. 2005 yılında Boğaziçi üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden Mezun olmuş Daha sonra yüksek lisans ve doktora olarak (MIT) Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde eğitimine devam etmiştir. Yüksek lisansını ve doktorasını tamamladıktan sonra Northwestern Üniversitesinde öğretim üyeliğinde çalışmış ve çok daha fazlasını yaparak sınırları zorlayan Sinan Keten Uluslararası alanda yayınlanan dergilerde bir çok makalesi mevcuttur.

Amerika Birleşik Devletlerinin En Prestijli Ödülünü Aldi

2015 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde ‘genç araştırmacılar ödünü almaya hak kazanmıştır. Araştırmalarının asıl konusu Doğadaki  malzemeler ve tasarım ilkeleri üzerinedir. Öğrendiği bilgilerle Mühendislik malzemelerine çevrilecektir. Amerikanın en eski başkanı Bill Clintonun başlattığı ödül törenleri 1996 yılından beri sürdürülmeye devam etmektedir. Bilim İnsanlarına verilen onur nişanı niteliğini taşımaktadır. Obama da enerji, eğitim, savunma ve istihbarat konularında araştırma yapan Bilim insanlarından 102 genç Bilim insanını seçmiş ve aralarında Sinan Keten de bulunmaktadır. Sinan Keten savunma dalında onurlandırılarak Beyaz sarayda ödülünü almaya hak kazanmıştır. Savunma dalında kendini geliştiren Sinan Keten adını tüm dünyaya duyurmayı başarmış ve daha genç yaşta bu başarısından dolayı oldukça önemli pozisyonlarda görev almıştır. Okulunun bitmesinin hemen ardından öğretim üyeline başlayan sinan keten genç Bilim Adamları arasında yerini almıştır

 

Sinnan Ketenin Aldiği Ödüller Ve Yaptiği Araştirmalar

  • Deniz Kuvetlerinden ödül aldı
  • Genç bilim insanları başkanlık kariyer ödülü aldı
  • Doktora yıllarında Örümcek ipeği ile ilgili çalışmalar yaptı
  • Temel ve Malzeme birimleri ile ilgili çalışmalar yaptı
  • Polimor ve bio malzemeleri ile ilgili çalışmalar yaptı
  • Ipek ve doğadaki başka proteinlerle ilgili çalışmalar yaptı
  • Ulusal Bilim Vakfı ve Savunma Bakanlığı tarafından proje ve ödüller aldı

Doktora çalışmalarından beri yaklaşık 10 seneyi aşkın bir süre ile Amerika Birleşik Devletlerinde Biyo malzemeler ve polimerlerin bilgisayarlar aracılığı ile tasarlanmasıyla ilgili çalışmalar yapmıştır.

Sinan Ketenin en çok önemsediği ilkelerinden biri ise İnsanlığa faydalı olmak ve öğrendiği tüm bilgileri bir sonraki nesile aktarıp yaygınlaştırmaktır. Kariyer hayatı boyunca her zaman çok çalışan ve en önemli olan şeyin çalışmak, araştırmak, sorgulamak, olduğunu dile getiren Sinan Ketenin adını muhtemelen ilerleyen yıllarda çok daha fazla duyacağız. Başarıları hayalleri çalışkanlığı ve zekası ile yeni nesile ilham olmaya çalışan herkesin bir yerlere gelip birşeyler başarabilmesi için ilham kaynağı olan Sinan Keten kendi ekibinde çalışan 10 arkadaşı da dahil olmak üzere bir çok gencin hayallerine dokunmak. Zaferin aslında çok da uzakta olmadığını emek verirsek herşeyi başarabileceğimizi hayatımıza sınır koymamamız gerektiğinin de altını çizerek bize yol gösterdiğini ve göstermeye de devam edeceğinden eminiz. Herşeyin güzel bir eğitimle başladığını ve aileninde çok büyük bir etken olduğunu Sinan Keten’in sözleriyle benseyip hayat çizgimizi o yolda çizmek dileği ile iyi günler.

Seydi Ali Reis (1498-1562)

Seydi Ali Reis

1498 yılında Galata’ da dünyaya gelen Seydi Ali Reis’ in ailesi denizcidir. İstanbul’ un fethedilmesinden sonra ailesi sinop’ a yerleşmiştir. Dedesi ve babasının mesleği tersane kethüdasıdır. irçok kez deniz seferinde görev alan Seydi Ali Reis Barbaros Hayrettin Paşa’nın emrinde çalışmıştır. Batı Akdeniz bölgesinde yaptığı seferlerden bölgeyi tam anlamıyla öğrenmiştir.

1553 yılında Hint Kaptanı olarak tayin edilen Seydi Ali Reis Güney Arabistan sahillerinde görev aldı. Düşman taarruzlarını aşıp Demen kalesine kadar varmayı başarmıştır. Toplamda 9 gemi ile yola çıkan Seydi Ali Reis 3 gemisini Demen kalesinde bırakıp kalan 6 gemisi ile birlikte Gücerettin’ in başkenti olan Ahmedabat’ a vardı. Fakat daha fazla yol alamayıp Süveyş’i geçemeyeceğini düşünen Seydi Ali Reis tüm mühimmatlarını ve kalan 6 gemisini satarak sattıklarının ve elindeki tüm parasını İstanbul’a göndererek üç yıl boyunca Osmanlı ülkesinden topraklarından uzak yaşamaya başladı. Seydi Ali Reisin adı gün geçtikçe duyuluyordu Preveze Savaşın’ dan sonra herkesin hafızasına Seydi Ali Reis’in adı kazınmıştır.

Ülkesinden 3 yıl uzakta kalan Seydi Ali Reis 1557 yılında topraklarına İstanbul’ a geri döndü, ülkesinden ve toprakların uzak kaldığı sorumlu olduğu donanmasının kötü sonuçlanmasına rağmen ülkesine geri döndüğünde kimse tarafında suçlu, sorumlu olarak görülmedi.

Seydi Ali Reisin Üstlendiği Görevler Ve Yaptığı Seferler

  • Rodos Seferine Katıldı
  • 1553 yılında Hint kaptanı olarak tayin edildi
  • Osmanlı Devlet ve Esnaf teşkilatlarında bazı görevler üstlendi
  • Hayrettin Paşanın emrinde birçok kez deniz seferlerine çıktı
  • Preveze savaşına katıldı
  • Trablusgarp’ ın fethine katıldı
  • Portekiz donanması ile Güney Arabistan sahillerinde görev aldı
  • Müteferrika’ da görev aldı
  • Diyarbakır tımar defterdarı tayin edildi
  • Şehzade selimin hizmetinde görev aldı
  • Galata hassa gemi reislerinden biri oldu

Seydi Ali Reisin Eserleri

  • Mir’ at ül Memalik (Memleketlerin Aynası)

Süveyş kaptanlı oldukça zorlu geçen Seydi Ali Reis bu sırada Mir’ at Memalik (Memleketlerin Aynası) adlı eserini yazmıştır. Bu eserde kaptanlığı sırasında yaşadığı zorlukları anılarını kaleme alan Seydi Ali Reis, Süveyş kaptanlığı sırasında uğradığı memleketleri tanıma fırsatı bulduğu hükümdarları yaşadığı tüm olayları kaleme almıştır. Seydi Ali Reis eserlerini yanı sıra şairlikte yapıyordu. Mir’ at ül-Memalik eserinde bazı şiirlerinden’ de örnekler vermiştir.

 

  • Hulast’el Hay-a

Tercümelerini geliştiren ve sürekli birşeyler ilave eden Seydi Ali Reis kuşçu’nun fethiye isimli eserini, Mahmud b eserlerini de ilave ederek tecrübelerini arttırmıştır.

  • Kitab Al-Muhit Fi İlm’al Eflak Va’l Abhur

Seydi Ali Reisi bu eserini en kısa haliyle tanımlamak gerekirse Muhit adı ile tanımlayabiliriz Muhit adıyla tanınan ve meşhur olan bu eser 1554’te Haydarabad’ da görev aldığı sıralarda kitabın son bölümünde Yeni dünya (Amerika) ile ilgili bir bölümde mevcuttur. Bu kitabı hazırlamaktaki en önemli amaçlarında ilki kaptanlara ve gemicilere rehberlik etmeden Hint denizlerinde kolay ve rahatça geçebilmelerini sağlayacak bir kitap yazmıştır. Seydi Ali Reisin yazdığı bu eserindeki konular, meşhur limanlar, Hindistan’ın rüzgar altı ve rüzgar üstü sahilleri, hint denizindeki adalar rüzgarlar, tayfunlar, sefer yolları, Katip çelebi, Cihannüma’ sında Seylan, Cava, Sumatra ve diğer adalar ile ilgili bilgiler yazmıştır.

Seydi Ali Reisin eseri Bittner ve Bonelli eserin birkaç bölümü üzerine çalışmalar yapmıştır. Prof. Dr. De İngilizceye çevrilmesinden sonra eseri Almancaya Önsözüyle yayınlamıştır. Fakat şöyle bir konuda vardır ki bu eser ne avrupada ne de türkiye’ de tam olarak metin halinde yayınlanmamıştır.

Bilgi: Pamukkale üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü yeni Türk Dili Anabilimdalı Yüksek Lisans öğrencisi Himmet Büke Doç. Dr. Turgut Tok aracılığı ile bir ilki gerçekleştirilen Osmanlı alfabesinden Türk transkripsiyon alfabesine dönüştürülmüştür.

  • Mirat’ı Kainat (Kainatın Aynası)

Seydi Ali Reis bu eserinde diğer eserlerine göre farklı ve geniş konuları ele almanın yanı sırra sabit bir konuya bağlanarak bilgiler vermiştir. Seydi Ali Reisin eserinde bahsettiği konular Nehirlerin genişliği ve Rub’ı Muceyyeb’i (namaz vakitlerinin hesaplarını yaparken kullanılan alet’ e denir) Konu almış ve bu konularla ilgili bilgiler üzerine eserinin tamamlamıştır.

Serap Aksoy

Serap Aksoy

Kendisi ünlü bir oyuncu olmasıyla beraber Türkiye’nin tanımış olduğu ve sahip çıktığı değerlerden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 24 Haziran 1964 tarihinde dünyaya gözlerini açan ünlü oyuncu aynı zamanda sunuculuk işiyle de ilgilenmiştir. Kendisi İstanbul doğumludur ve yine doğduğu yerde üniversite eğitimine başlamıştır. İstanbul şehrinde bulunan okulda devlet konservatuarını tamamlamıştır. Burada bale bölümünü tamamlayan ünlü kişi birçok dans eğitimi almıştır. Dans alanıyla oldukça ilgilenen ve bu alanda kendisini geliştirmeye çalışan Serap Aksoy bale eğitimi almayı da ihmal etmemiştir. Kendisi fırsat buldukça dans etmekte ve mezun olduğu bölümün getirisiyle beraber bale yapmayı unutmamaktadır. Bu anlamda dans onun için bir tutku olmakla beraber eğitimin aldığı bir iş olarak da karşımıza çıkmaktadır. Çasod’ta üyeliği bulunan ünlü oyuncu geri kalan derslerinden fırsat buldukça dans etmeye devam etmektedir. Kendisi birçok sinema filminde rol alarak izleyicinin karşısına çıkmıştır ve onlara iyi bir oyuncu olduğunu ispatlamıştır. Bunun yanında birçok televizyon dizisinde rol almaya devam etmiştir ve Türkiye’nin yakından tanıdığı bir isim olarak ortaya çıkmıştır. Sunuculuk yapmaktan da geri kalmayan Serap Aksoy diksiyonu oldukça düzgün bir insandır.

Yer aldığı ünlü sinema filmlerinden bazılarında pek çok ünlü oyuncuyla beraber çalışan Serap Aksoy bu anlamda Ayşegül Ünsal, Yaman Okay ve Aziz Meriç gibi ünlü kişilerle beraber yer almıştır.  Bazı sinema filmlerinde de Türkiye’nin önde gelen oyuncularından biri olan Selçuk Yöntem gibi isimlerle ortak çalışan ünlü oyuncu aynı zamanda Fikret Kuşkan ile de aynı projede yer almıştır. Beren Sat ile Okan Yalabık’ın oynadığı eski bir dizide rol alan ünlü oyuncu görüldüğü üzere pek çok başarılı ünlü kişi ile beraber aynı işte çalışma fırsatına erişmiştir. Kendisi daha sonra bazı programların ortaya çıkması açısından öncü olmuş ve sunuculuk alanında kendisini geliştirmiştir. Şu anki sahibi Acun Ilıcalı olan kanalda yarışma düzenleyen ünlü şahsiyetin bu programı daha sonra kaldırılmıştır. Yine sunuculuğuna devam eden Serap Aksoy tanınmış pek çok kanalda bu işi yapmayı sürdürmüştür. Show TV  ve Star TV gibi pek çok ünlü kanalda programın sunulması için çalışan ünlü kişi bu anlamda Türkiye’de ekranlarda uzun süre kalmış bir kişidir. Kendisi pek çok dizide oynamış ve bunun yanında sahip olduğu yetenekleriyle de bazı ödüllere layık görülmüş önemli bir insandır. Büründüğü rollerle beraber adından sıkça söz ettirmeyi başaran yetenekli oyuncu rolünü hakkıyla yerine getirmesi yönünden birçok kişinin takdirini kazanmaktan geri kalmamıştır. Bu anlamda Türkiye’de pek çok projeye layık görülmüştür ve onun oyunculuk kabiliyeti sinema sektöründe de değerlendirilme fırsatına erişmiştir.

Yer Aldığı Projeler

  • Yağmur: Kıyamet çiçeği
  • Güllerin savaşı
  • Kukuriku kadın krallığı
  • Sonsuz
  • Kül ve ateş
  • Kara yılan
  • Kilit
  • Hatırla sevgili
  • Aşka sürgün
  • Hayal kurma oyunları
  • Aşk yolu
  • Kartallar yüksek uçar
  • Değirmen
  • Yaprak dökümü
  • Kantodan tangoya
  • Yer demir gök bakır
  • Piano piano
  • İki kadın
  • C blok
  • Geçmişin izleri
  • Aşk üzerine söylenmiş her şey

Ödülleri

  • En iyi yardımcı kadın oyuncu ( 29. Antalya film şenliği)
  • En iyi drama ( Siyad )

Selman Akbulut (1949)

Selman Akbulut

Prof. Dr. Selman Akbulut 1949’da Balıkesir şehrinde doğmuş. Profesör Doktor Selman Akbulut Üniversiteyi okuduğu California Üniversitesinde 1975 yılında tekrardan eğitimine başlayarak Doktorasını da aynı okulda tamamlamıştır. 1 yıl doktorasını yapan Profesör Selman Akbulut daha sonra 17-976 yılında Yardımcı doçent görevini almış ve Wisconsin Üniversitesinde yardımcı doçent olarak görevi sürdürmüştür.

Science Citation Index’ce dergisinde toplamda 29 tane yayını bulunmaktadır. Prof. Selaman Akbulut Profersör Ünvanına 1986 yılında sahip olmuştur. Prof. Dr. Akbulut Science Citation Index’ce dergisinde çıkardığı 29 yayınının sonraya kadar 239 atıf daha yapmıştır.

 

Selman Akbulut’un Aldığı Eğitimler

California Üniversitesi, Edebiyat fakültesi mezunu, Berkeley, 1971

California Üniversitesi Doktora, Berkey, 1975

 

SELMAN AKBULUTUN ÇALIŞTIĞI POZİSYONLAR

Üye, İleri Araştırma Enstitüsü, 1975-1976

Yardımcı Doçent Wisconsin Üniversitesi, 1976-1978

Yardımcı Doçent, Rutgers Üniversitesi, 1978-1980

Üye, İleri Araştırma Enstitüsü, 1980-1981

Yardımcı Doçent, Michigan Eyalet Üniversitesi, 1981-1982

Üye, Max-Planck Enstitüsü, 1982-1983

Sloan Üyesi, 1983-1985

Doçent, Mmichigan eyalet Üniversitesi, 1983-1986

Üyw, Feza Gürsey Enstitüsü, Bahar 1998

Üye, İleri Araştırma Enstitüsü, Bahar 2002, Bahar 2005

Harvard Üniversitesi, Bahar 2005

Profesör, Michigan Eyalet Üniversitesi, 1986-Günümüz

Şerafettin Sabuncuoğlu

Şerafettin Sabuncuoğlu

Hakkında

Şerafettin Sabuncuoğlu 14. Yüzyılın en ünlü hekimlerindendir. Fatih Sultan Mehmet ve 2. Beyazıd döneminde yaşamış olan Sabuncuoğlu 1386 yılında Karadeniz bölgesinde bulunan Amasya ilinde dünyaya gelmiştir. Türk tıp tarihinin önemli isimleri arasında yer alan Sabuncuoğlu hem kendi dönemine hem de günümüze çalışmalarıyla ışık tutmuştur. Eğitimli bir aileden gelen ünlü hekim babası ve dedesi gibi hekimliğe gönül vermiştir. Amasya Bimarhanesinde , yani günümüzdeki ismiyle akıl hastanesinde hekimlik görevini icra eden Burhaneddin Ahmed’den tıp eğitimi almıştır. 17 yaşında hekimlik yapmaya başlayan ve cerrahi ile ilgilenen Sabuncuoğlu 34 yaşına kadar Bimarhane de çalışmalarını sürdürmüş aynı zamanda birçok öğrenci yetiştirmiştir. 1470 yılında 84 yaşına geldiğinde  Amasya’da hayata gözlerini yummuştur.

Eserleri

Akrabadin Tercümesi

Akrabadin kelimesi sözlükte ‘’tıbbi yöntem’’ anlamına gelmektedir. 1454 yılında şehzade 2. Beyazıd’ın isteği üzerine İsmail B. Hasan El-Cürcani’nin Zahire-i Harzemşahi adlı Farsça kaleme aldığı eseri Türkçe’ye tercüme etmiştir. Sabuncuoğlu eserin farmakoloji bölümünü çevirmiş ardından esere 2 bölüm daha eklemiştir. Eserinde ilaçların hazırlanma şeklinden, özelliklerinden ve etkilerinden bahsetmiştir. Sabuncuoğlu aynı zamanda eserin sonuna Türkçe bir sözlük eklemiş ve Türk Tıp terimlerine yer vermiştir.

Kitabü’l Cerrahiyyeti’l

Kitabü’l Cerrahiyyeti’l Sabuncuoğlu’nun üzerine en çok araştırma yapılan ve en çok tanınan eseri olarak bilinmektedir. Eser resimli ve el yazmasıdır. Sabuncuoğlu işlediği konuları minyatüre yansıtmış ve tecrübelerini eserine eklemiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılan detaylı ilk Türk cerrahi kitabıdır. Eser 3 kısımdan oluşmuştur. 412 sayfadır ve 12’si siyah 18’i renkli olmak üzere içeriğinde  toplam 30 minyatür resim bulunmaktadır. Ayrıca 138 resim , 168 alet resmi vardır. Eserin 1. Kısmında 54, 2. Kısmında 38 3. Kısmında ise 24 tedavi yönteminden bahsetmiştir. Eserde kırık çıkık, göz hastalıkları, deri bozuklukları, fıtık, guatr, hemoroid, gibi birçok konuya değinmiş, cerrahi kesik ve dikişler hakkında bilgi vermiştir. Eserinden olabildiğince hekimin faydalanmasını istemiş ve eserini Türkçe kaleme almıştır.  Dönemin hükümdarı Fatih Sultan Mehmet’in ilime verdiği önemden dolayı eserini kendisine ithaf etmiştir. Eserin bilinen 3 kopyası bulunmaktadır. 2 tanesi İstanbul’da Fatih Millet kütüphanesinde, diğeri ise Fransa Milli kütüphanesi Paris  Bibliotheque National’ dadır.

Mücerrebname

Sabuncuoğlu 3. eserini hekim arkadaşlarının uzun ısrarları ve  istekleri üzerine kaleme almıştır. Kendisi eserinin önsözünde bu durumdan bahsetmiştir. Eserinde hayvanlar, insanlar ve kendi üzerinde denediği ilaçların kullanım ve hazırlanışını anlatmıştır. Bölümler ilaçların etki  ve kullanımlarına göre çoktan aza doğru sıralanmıştır. Sabuncuoğlu tecrübelerini ve buluşlarını aktardığı eseri içerisinde tedavi yöntemlerini de barındırmaktadır. Örnek olarak kendini parmağını zehirli bir yılana ısırtıp zehri ilaçla kendi üzerinde tedavi etmiş ve başarılı olmuştur. Dönemin şartları ele alındığında bu mükemmel eser Türk tıp tarihi için bir ilktir ve eşsizdir. Sabuncuoğlu eserini anlaşılır olması ve daha çok Türk hekime ulaşması  Türkçe kaleme almıştır.

Kullandığı Tedavi Yöntemleri

Hacamat Yöntemi

Bu tedavi yönteminde deri vakumlanır ve kan yüzeye çekilir. Kişiye göre çeşitli yağlar kullanılır. Kişinin derisi yumuşak ve gözenekleri büyükse yağ kullanımı tercih edilmemektedir.

Sülük Yöntemi

İnsan vücuduna sülük bırakılarak kan emmesi sağlanır.

Dağlama Yöntemi

Dağlama 2 çeşitlidir. İlk olarak kullanılan yağ kaynatılır ve yaranın üzerine sürülür. İkinci olarak bakır ya da demir dağlama aleti kızdırılarak yaranın üzerine konur. Bu yöntem kulak, burun, boğaz, baş gibi organların ağrılarında ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır.

Merhem Yöntemi

Sabuncuoğlu’nun bahsettiği en önemli merhemler şu şekildedir;

Merhemi Musri

Malzemeler: Bal ve Sirke

Sirkeden biraz daha fazla bal konur ve kaynatılıp koyulaştırılır. Merhem kıvamına getirilerek kullanılır.

Merhemi Rubai

Malzemeler: Revak, Çam sakızı, Zift, Böbrek yağı, Zeytinyağı

Her birinden eşit miktarda alınır ve kaynatıp koyulaştırılır. Merhem kıvamına getirilir.

Merhemi Sabr

Malzemeler: Mustaki, Ak mum, Carhut, Çam sakızı, Zift, Zeytinyağı

Her birinden eşit miktarda alınır ve zeytinyağı ile eritilir. Merhem kıvamına getirilir.

Zamad

Malzemeler: Soğan, Sığır yağı, Gül, Yumurta Sarısı

Soğan ve sığır yağıyla birlikte kavrulur, gül ve yumurta sarısı eklenip yaraya konur. Elde edilen merhem yaraların ağrısını alır.

Sıfatı Lazuk

Malzemeler: Yumurta akı, Tavşan tüyü

Damar kesiği tedavisinde kullanılır. Yumurta akı ve tavşan tüyü karıştırılıp kesiğin üzerine konulur. Sıkıca bağlanır ve on gün boyunca bekletilir.

İlaç Yöntemi

Tiryak: Zehirlenmeler için kullanılmıştır.

Kutur: Burun kanamaları için kullanılmıştır.

Kuhhül: Göz hastalıkları için kullanılmıştır.

Sabuncuoğlu Şerafettin Tıp Ve Cerrahi Müzesi

Amasya Bimarhanesi (Akıl hastanesi) İlhanlı döneminden günümüze ulaşmış tek eserdir. 14. Yüzyılda yaptırılmıştır. Bimarhanenin ön cepheleri sanat açısından çok önemlidir. Binanın sütun ve başlıkları Anadolu Selçuklu mimarisine örnektir. Kesme taşlar kullanılan binada, diz çökmüş insan kabartması vardır.  Anadolu da müzik  ve su sesiyle yaptığı tedavilerle bilinen ilk hastanedir. Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Müzesi 2011 yılından itibaren Amasya Belediyesi Kültür müdürlüğüne bağlı olarak ziyaretçilere açılmıştır. Müze olmadan önce 11 yıl boyunca Amasya Belediyesi Konservatuar binası olarak öğrencilere hizmet vermiştir. Anlaşıldığı üzere yıllar boyunca bu mimari müziğe karşı olan  benzersiz yönünü korumuştur. Sabuncuoğlu’nun heykeli müzenin bahçesinde bulunmaktadır. Heykel, minyatürlerine bakılarak tasvir edilmiştir. Müzenin içerisinde Sabuncuoğlu’nun cerrahi müdahalelerinde kullandığı malzemeler sergilenmektedir. Aynı zamanda içerisinde balmumum heykeller ile bir akıl hastasının müzik ile iyileştirilmesi canlandırılmıştır. Müze 1 yıl içerisinde yaklaşık 45 bin misafir ağırlamıştır. Misafirler içerisinde 4 bini ziyaretçi defterinde duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Bu eşsiz müze pazartesi günleri hizmet vermemekle birlikte haftanın diğer günleri 09:00-12:00 / 13:00-18:00  saatleri içerisinde açıktır.

Profesör Doktor Feryal Özel

Feryal Özel

Astrofizik alanında profesör unvanına kavuşmuş olan ünlü bir şahsiyettir. Kendisi Arizona üniversitesinde bu bölümde devam etmektedir. 27 Mayıs 1975 tarihinde dünyaya gözlerini açan ünlü kadın ailesinin  doktor olması yönünden oldukça şanslıdır. Bu okul Üsküdar’da yer alan donanımlı bir lise olmasıyla bilinmektedir. 1996 senesinde New York’ta yer alan okulunu tamamlamıştır. Bu okulun ismi Colombia Üniversitesidir. Burada Fizik ile uygulamalı matematik eğitimini alan ünlü kişi derece alarak okuldan mezun olmuştur. Yine yüksek lisansını fizik bölümünde tamamlamıştır ve bunu da yurt dışında gerçekleştirmiştir. Kopenhag’da bu eğitimini tamamlayan ünlü kişi daha sonra Amerika birleşik devletlerine gelmiştir. Doktorasını Harvard üniversitesinde tamamlamak için bu okula giriş yapmıştır. Yalnız bu işini astrofizik üzerinde yoğunlaştırmıştır ve bu şekilde eğitimini noktalamıştır. Yazmış olduğu tez birçok kişi tarafından konuşuldu ve herkes onun tezinden bahsetmeye başladı. Evleneceği kişiyle Harvard Üniversitesinde karşı karşıya geldi. Kendisi Yunanlı bir bey olup onunla Amerika’nın New York şehrinde dünya evine girmiştir. Eğitimini iyi okullarda tamamlayan ünlü kişi aldığı eğitimin karşılığını pek çok bilimsel araştırmasıyla ortaya koymayı başarmıştır.

Hubble Fellow ismini alması doktora programını tamamlamadan hemen önce gerçekleşti. Çünkü burada ınstitute for Advanced Study’de görev almıştır. Yine pek çok kurum ve kuruluşta görev almış bazı projelerin aranan ismi haline gelmiştir. Kendisi pek çok uluslararası projelerin içinde bulunarak önemli detayları fark etmiştir. Ayrıca bilim dünyasında önemli katkılar bulunduran ünlü kişi aynı zamanda Nasa ileri araştırmalar enstitüsünde çalışma fırsatına erişmiştir. Burada 2002 senesinden itibaren 3 sene görev alan ünlü kişi profesör farklı zamanlarda çeşitli unvanlara sahip olmuştur. Doçent olması 2003 senesinde  gerçekleşen ünlü  kişi aynı zamanda bundan önce de doktorluğunu tamamlamıştır. Kendisini bilime ve yeniliğe ayıran Feryal Özel gözlem yeteneğini kullanmayı sevmektedir ve işinde bunu sık sık yapmaktadır. Uzay alanında ve genel olarak astronomide önemli işler başaran ünlü insan dünyada pek çok insanın yapmaya cesaret edemeyeceği girişimlere kalkışmıştır. Bu anlamda yeniliğe açık ve bilgiye oldukça doyumsuz bir profesördür.

Onun büyük fikirler listesinde yer alması da ne kadar önemli bir kişi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Çünkü b listede pek çok önemli bilim insanı ve dünyada en tanınmış insanlar yer almaktadır. Bu yüzden herkesin tanıdığı başarılı bilim insanlarıyla bir arada bulunması onun ününe ün katmasını sağlamıştır. Eğitim aldığı üniversitelerden birinde hala ders veren ünlü profesör fizik e astronomi alanında oldukça gelişim göstermiştir. Öğrencilerine bu anlamda altın değerinde bilgiler sunan ünlü kişi araştırmalarına hız kesmeden devam etmektedir. Üye olarak bilim akademisinde yer alan Feryal Özel Türkiye’nin sahip olduğu ender değerlerden bir tanesidir. Kendisi ülkemizi birçok yerde gururla temsil etmekten geri kalmamış başarılı bir fizikçidir.

Profesör Doktor Betül Kaçar

Betül Kaçar

Kendisi Arizona üniversitesinde bulunan profesörler arasına adını altın harflerle yazdırmış başarılı bir profesördür. Kendisinin yer aldığı ekip yaşam izlerini arayacak olan bir topluluktu. Burası NASA tarafından kurulmuştur ve oldukça yeni bir platformdur. Bu grup arasına dahil edilen Betül Kaçar yaşadığı haklı gururu anlatırken duygularını ifade etmekte güçlük çekti. Kendisinin böyle gurur verici bir araştırmaya dahil edilmesi onun ne kadar başarılı biri olduğunu kanıtlar niteliktedir. Bu anlamda kendisi oldukça araştırmacı bir insan ve yeniliğe açık ruhlu bir şahsiyettir. Çeşitli araştırmalar kaleme alan ve gökyüzünde olup bitenleri anlamaya  çalışan ünlü kişi yapmış olduğu çalışmalarla Türk milletini gururlandırmayı da başarmıştır. Kendisi ülkemizi birçok yerde temsil etmiş ve adından sıkça söz ettirerek ülkemize haklı bir gurur yaşatma fırsatına erişmiştir. Ailesi Giresun’da dünyaya gelen ünlü şahsiyet üniversite eğitimini İstanbul’da devam ettirmiştir. Kendisi kimya bölümünü Marmara Üniversitesinde bitirerek Türkiye’nin önemli okullarından birinden mezun olan başarılı bir kişi olma hakkını elde etmiştir. Amerika birleşik devletlerine gitmesi 20 yaşında gerçekleşen ünlü profesör ülkesinden bu sebeple ayrılmak zorunda kaldı. Alzheimer hastalığı üzerine çok fazla araştırma yapan ünlü kişi bu alanla ilgili farklı bilgilere şahit olmuştur. Aynı zamanda Parkinson hastalığını da detaylı bir şekilde araştıran ve analiz eden ünlü profesör bu iki alan ile ilgili doktorasını tamamlamak için kolları sıvadı.

Doktorasını Emory Üniversitesinde tamamlayan ünlü kişi bu vesileyle eğitim hayatına hız kesmeden devam etti. Önemli okullarda eğitiminin yüksek seviyelerini gerçekleştiren ünlü kişi bu tarz hastalıklarla alakalı da pek çok farklı bilgi sahibi olmuştur. Onun NASA’da çalışmalarına hız kesmeden devam etmesi yüksek eğitimini tamamladıktan bir süre sonra gerçekleşti. Evrimle alakalı bazı konularda oldukça bilgi sahibi olan ünlü profesör bu tarz konuların farklı versiyonlarıyla ilgili araştırmalarına devam etmiştir. Görev aldığı Organizma ve Evrimsel biyoloji departmanında önemli işler üstlenmiştir. Burası Harvard Üniversitesinde bulunuyordu ve kendisi de bu okulda önemli bir görev alarak adından söz ettirmeyi başarmıştır. Moleküler hücre biyolojisi alanında oldukça bilgi sahibi olan ünlü profesör bu alan ile alakalı bilgilerini pek çok projesinde ortaya koymuştur. İnsanlarla sahip olduğu bilimsel bilgileri paylaşmaktan geri kalmayan profesör astronomi alanına oldukça fazla ilgi duymuştur. Pek çok konferansa kendi rızasıyla katılan ünlü profesör araştırmaya ve öğrenmeye oldukça eğilim gösteren yapısıyla kendisine olan hayranlığı artırmıştır. Bu anlamda bilim insanlarının  konuşmalarında da kendisine yer edinen ünlü kişi insanlara yararlı olmak için bazı bilimsel çalışmalara imza atmaktan geri kalmamıştır.  NASA gibi önemli bir kuruluşta birkaç sene görev almasıyla daha da ünlenen profesör bu anlamda çok çalışarak bugünkü şöhretinin sahibi olmuştur. Kendisinin yılmayan tavırları ve araştırmacı ruhu onun bugünlere gelmesini sağlayan en önemli olumlu nitelikleri arasında yer almaktadır.