Ahmet Cemal Eringen

1943 yılında İstanbul Yüksek Mühendislik okulunu bitirdi. (şu an okulun adı İstanbul teknik Üniversitesi’dir) 1948 yılında Brooklyn Politeknik Kurumundan uygulamalı mekanik alanda doktora derecesine ulaşmıştır. Termomikro akışkanlar elastisite sıvı kristaller gibi birçok konuda bilimsel çalışmalara katkı sağlamıştır.

Mühendislik temel bilim ve mekanik alanlarda uluslar arası alanlarda tanınmış ve saygınlık kazanmış Mühendislik Bilimleri Topluluğu’nun kurucusu ve başkanlığını yapmıştır.

Ahmet Cemal 10 Aralık 2009 yılında İstanbul da vefat etmiştir. 1975 yılında mühendis bilimleri topluluğu onun adına her yıl mühendislik bilim adamına bu madalya verilmiştir. Gerek arkadaşları gerek öğrencileri bir çok sempozyum düzenlemiştir.

1943-1945 Türk Hava Birliği’nde araştırmacı olarak çalıştı.1946 yılına kadar üst düzey yöneticilik yapmıştır. 1948 yılına kadar Brooklyn üniversitesi fen enstitüsünde araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. 1958-1953 yılları arasında Chicago teknoloji enstitüsün de  mekanik  bölümünde profesörlüğe yükselmiştir. 1953-55 yılları arasında Perdue üniversitesinde mühendislik fakültesi profesörlüğü yaptı. 1966 yılına kadar ise aynı üniversitenin bilim profesörlüğünü yaptı. 1991 yılına kadar ise Princeton mühendislik ve uygulamalı bilimler okulunda Kontinuum yani sürüm mekanik programında kürsüde başkanlık yaptı. Mikro morfik ve mikropoler kuramlarını ortaya atmıştır. Parça fiziği ile katı hal fiziği arasındaki bağları belirlemiştir. .1944 yılında ABD bir uçak şirketinde uzmanlaşan Ahmet Cemal  Türk hava yolları kurumuna uçak projeleri hazırlamıştır.

Başlıca eserleri

Mechanics Of Continua (sürekli ortam mekaniği) , mikropoler ve termoelastisitenin temelleridir. Başlıca araştırma alanları ise sürekli mekaniğin elektrodinamik ve birbirinin devamı olan maddi teorileridir.

1950 yıllarında darbeler ve rastgele titreşimler dinamik esnekliğine dair birçok problem üzerine araştırmalar yapmıştır. BU araştırmalar sonucunda yapıların deprem fırtınadan nasıl etkilendiğine dair yaygın kullanılan yöntemlere ortam sağlamıştır.1960 sonrası ise tüm çalışmalarında sürekli ortamlar mekaniği üstünde yoğunlaştırmış ve bu bilim dalında öncülük yapanlar arasına girmiştir. Eserleri ile bu alanda temel anlamda bir yapıt kazandırdı. Maddenin iç yapısının sürekli ortamlar üzerinde etkilerine açıklık getirmiş kimyasal tepkimeye giren ortamlara dair araştırmalar yapmıştır. Araştırmaları sonucunda biyomekaniği kapsayan geniş bir uygulama alnı bulmuş, mikropolar ve mikro morfik olarak adlandırdığı kuranları geliştirdi. Sıvı kristaller polimerler birleşik maddelere uygulanarak sürekli madde yapısı atom yapısı arasında bağ kuran çalışmalara imzasını atmıştır. Kurumsal çalışmalarda bulundu. Bunun yanında ABD’de büyük şirketlerin ve sanayicilerin teknik danışmanlığını yapmıştır.

1981 yılında Glasgow Üniversitesi’nde fahri doktora sahibi oldu. 1973 yılında ise mühendislik bilim derneği üstün hizmet ödülünü almıştır.

88 yaşında vefat etmiştir. Adına adanmış Ahmet Cemal  madalyasının isim babasıdır. Bir bilim adamı olarak oldukça önemli görevler üstlenmiş ve bu görevleri başarı ile yerine getirmiştir. Kariyerinde yaptığı araştırmalarla yazdıkları bilim adamlarına ışık tutmaktadır. Zamanın ve teknolojinin geldiği noktada bilimin ve sağlığın yerini artık hepimiz anlamış olmalıyız. Gelişmiş ekonomisi güçlü ülkelerde bilimin geldiği nokta uzaya kadar çok uzun zaman önce varmıştı. Teknoloji çağında yaşıyoruz. Eğitim ve gerekse ülke yönetimimiz bu konuda gelecek için gerekli alt yapıyı hazırlamalıdır. Ülkemizde bunu başaracak üniversiteler var bu okullar akademik anlamda desteklenmelidir. Özgür bağımsız araştırmalarına olanak veren bilim adamlarının yetişmesine olanaklar sağlanmalı. Görünen ilimden gidilmeyen yolun karanlık oluşudur. Ülkemizde devlet okullarını gereken önemi yazık ki görememektedir. Bilim adamları kolay yetişmemekle birlikte onların fikirleri içinde özgür alanlar yaratılmalı. Bir bilim adamının geldiği son noktaya kadar bilginin teknolojiye doğru oranda gelişmesi gerekmektedir. Geri kalmış ülkelerde birlimin geri kalmışlığı görülmektedir. Eringen gibi akademisyen beyinlerimiz yazık ki çoğu kez beyin göçü yaşatmaktadır. Ülkemizde yetişen bu değerli beyinleri çoğu ülke gibi bizde kayıp ediyoruz ve değerini daha doğrusu gereken önemi vermiyoruz. Bilimdeki gelişmişlik bir ülkeyi refaha götürür.  Bu yolda geri kalmışlık bizi diğer dünya ülkeleri arasında sıralamaya koyar. Bilim bir ülkenin dışarıda  içeride olan gururudur. Bir bilim adamını yetiştirip başka ülkelere gümüş tepside sunmak yerine desteklemeli ve yeni bilim adamların yetiştirilmesinde olanaklar daha da geliştirilmeli. Çocukluktan başlayan eğitimlerle çocuklar bilime yönlendirilmelidir. Son dönemlerde kadın erkek birçok akademik imzalar atmış ama ülkemizde hizmet vermeyen gençleri duymaktayız. Bu ülkede yetişip başka bir ülkeye hizmet vermesi ne kadar acıdır. Bilim bir ülkenin eğer önlem alınmazsa kanayan yarası olabilir. Zor yetiştirip tez kaybetmemeliyiz.

Bu sebeple devlete büyük görevler düşüyor. Akademik çalışmalara hız verilmeli bu çalışmaların olduğu özgür çalışmalar desteklenmelidir. Bilim her alanda gerekli olduğunu şu son yaşadığımız zor günlerde daha iyi anlamış olmamız gerekir. Bilim yönünden komşu ülkelerimiz teknolojide ilerliyor bizse sadece çalışmaları uzaktan seyrediyoruz gibi görünüyor. Oysaki parlak gençler göç anlamında başka ülkelerce desteklenip önüne fırsatlar açılıyor ve biz gençlerimiz kaybediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir