Zehra Sayers

Zehra Sayers

Kadınların ortaya koyduğu projeler kapsamında adından sıkça söz ettiren ünlü kişi birçok insana esin kaynağı olmuştur. Yenilik ortaya koymaya ve farklı projeler üretmeye birçok insanı teşvik eden ünlü kişi en çok da kadınların onun izinden ilerlemesini sağlamıştır. Kendisi bir mimar olmakla beraber bu alanda oldukça başarılı bir kadındır ve yeniliklere daima açık tavrıyla dikkatleri her zaman üzerine çekmiştir. Esin kaynağı olarak karşımıza çıkan kadınlardan meydana gelen bir listede dünyanın her yerinden pek çok kadın yer almaktadır. Bu liste BBC tarafından ortaya konmuştur ve geçen sene meydana getirilmiştir. Aynı zamanda etkili çalışmaları açısından bu kadınların tanınması sağlanmış ve tüm dünya kadının bilimsel anlamdaki gücüne de şahit olmuştur. Senelerdir var olan kadın ve erkek tartışmalarına bu tarz bir listeyle yerinde bir cevap verildiği düşünülmektedir. Zehra Sayers gibi pek çok kadın isteyince pek çok farklı proje geliştirme imkanına sahiptir ve insanlığa fayda sağlama açısından oldukça önemli bir konumda durmaktadır. Kendisi bu listenin içerisine girerek Türkiye’yi gururlandırmış bir kadın olup bu durum tüm kadınların bu alanda işler başarması yönünde hırslanmasını sağlamıştır. Çünkü kadınlar genel olarak çok güçlü varlıklardır ve onların sahip olduğu yetenekler bilim alanında da söz sahibi olmalıdır. Belki de insanlığın tarihini değiştirecek ve pek çok yararlı yeniliğe imza atacak binlerce kadın Zehra Sayers’ten esinlenerek kabiliyetinin farkına varacaktır.

Kendisi moleküler biyoloji ve biyofizik alanında çalışmaktadır. Bu bölümde profesör unvanına kavuşan ünlü kişi mesleğine öğretim üyesi olarak devam etmektedir. Mühendislik ve doğa bilimleri fakültesinde öğretmen olarak bulunan bu kadın pek çok öğrencisine yardımcı olmaktadır. Sabancı üniversitesinde çalışmasıyla beraber orada var olan öğrencilerin bu alandaki ilgisine de yön göstermektedir. Farklı araştırma laboratuvarlarının kuruluş aşamasında söz sahibi olan Zehra Sayers aynı zamanda deneysel yolların gelişmesi açısından da projelere ortak olmuştur. Bilimsel danışma komitesinde bulunmuştur ve buranın çalışmalarında söz sahibi olarak laboratuvarlar hakkındaki görüşleri dinlemiştir. Burada başkan olarak bulunan ünlü kişi Amerika birleşik devletlerinde yer alan bazı derneklerin tebriğini kazanmıştır. Bilimde diplomasi ödülünün sahibi olan ünlü profesör fizik bölümünü Boğaziçi üniversitesinde tamamlayarak eğitimini devam ettirmiştir.  Doktorasını biyofizik alanında yapmıştır ve bunu yapmak için de yurtdışına gitmiştir. Londra’da da bu eğitimini tamamlamıştır ve başarılı bir fizikçi olarak hayata tekrar atılmıştır.

Pek çok bilimsel çalışmaya imza atan ünlü profesör aynı zamanda pek çok laboratuvar ve araştırma projesinde üye olarak çalışmaktadır. Pek çok araştırma ve proje geliştirme kurumunda üyeliği bulunan ünlü kişi başarıları dolayısıyla pek çok kuruluşun desteğini kazanmıştır. Farklı ödüllere sahip olması ve özellikle bilim alanında insanların takdirini kazanması onun ne kadar başarılı bir kadın olduğunu ileri sürmektedir.

Yavuz Nutku

Yavuz Nutku

Hayatı

Yavuz Nutku 3 Şubat 1943 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İstanbul Alman Lisesi’nden mezun olup Robert Koleji Fizik bölümü lisans eğitimini tamamladı. 1965 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Berkeley’deki California Üniversitesi Fizik alanında lisans eğitimi almıştır. Doktorasını ise 1969 yılında Nobel Fizik Ödülü sahibi Subrahmanyan Chandrasekhar denetimi altında tamamladı. Gravitasyonel dalgalar, gibi alanlarda araştırmalar gerçekleştirmiştir. Uluslararası Genel Rölativite ve Gravitasyon Topluluğu, Türkiye Bilimler Akademisi ve Amerikan Fizik Derneği gibi kurum ve kuruluşlara üyedir. Maryland ve Princeton Üniversitesi’nde doktora sonrası 1969-1973 yılları arasında çeşitli araştırmalarda bulunmuştur. 1973-1976 yılları arası Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) ve 1976-1979 yılları arasında ise Texas ve Princeton Üniversitesi’nde araştırmalar gerçekleştirmiştir. Hemen ardından 1989-1993 tarihleri arasında da İstanbul Teknik Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi’nde Profesör olarak çalışmıştır. Yavuz Nutku bu noktadan hayatının son zamanlarına kadar TÜBİTAK-Feza Gürsey Enstitüsü’nde araştırmalar yapmaktaydı. 1994’te ilk olarak TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezine geçti ancak yoğunluk ve benzeri sorunların oluşması nedeniyle Feza Gürsey Enstitüsü’ne sonradan dahil oldu. 1989 yılında Namık Kemal Pak ile birlikte TÜBİTAK Bilim Ödülüne layık görülmüş ve ödülü paylaşmışlardır. Matematiğin uygulanarak ve yapılarak öğrenileceğini savunmuştur ve hayatı boyunca ‘’Olmuyor’’ sözünü asla kabul etmemiştir. Yavuz Nutku için sadece matematikte değil yaşamda da mirasların korunması fazlasıyla önemliydi, bu yüzden çalışmalarında dönüşümler altında değişmez kalan nesnelerin ve büyüklüklerin kullanılması temeldi. Yavuz Nutku, Cihan Saçlıoğlu ve Teoman Turgut ile birlikte ‘’Conformal Field Theory: New Non-perturbative Methods In String And Field Theory Frontiers in Physics Series’’ adlı kitabı yazmışlardır. Ayrıca kendisinin de TÜBİTAK-Feza Gürsey Enstitüsü’ndeki çalışmalarından temel alarak yazdığı Geometry and Integration adlı bir eseri bulunmaktadır.

Vamık Volkan

Vamık Volkan

Hakkında

Vamık Volkan 1932 yılında Kıbrıs, Lefkoşa’da doğmuştur. Liseye Kıbrıs İslam Lisesinde başlamış ancak Kıbrıs’ta çıkan isyandan sonra lisenin adı Kıbrıs Türk Lisesi olarak değiştirilmiş ve buradan mezun olmuştur. Bundan sonra Türkiye’ye gelmiş ve 1956 yılında mezun olacağı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine başlamıştır. Bir Türk vatandaşı olmadığı için çalışma ve yaşam şartları ona zor geldi bu yüzden Chicago’ya taşındı. Kısa bir süre sonra babasından yakın bir arkadaşının milliyetçi Rumlar tarafından öldürüldüğünü öğrenmiştir. Kıbrıs ve Türkiye sınırlarına bu olaydan sonra 10 yıl girememiştir. Virginia Üniversitesinde 45 yıl psikiyatri hocalığı yapmış ve 18 yıl üniversite hastanesi başhekimliğini yapmıştır. 1971 yılında Virginia’da profesör unvanını kazanmıştır. Ankara, Ege ve Cerrahpaşa gibi Üniversitelerde misafir hocalık, Amerika’da Boston Hukuk Fakültesi konuk profesörlük yapmıştır. Ayrıca Tel Aviv Yitzhak Rabin Merkezinin ilk konuk bilim adamı da kendisidir. Prof. Volkan’ın 40’ı aşkın yayınlanmış ve pek çok dilde tercümesi olan eserleri ve 400’ü aşkın bilimsel makalesi mevcuttur. Psikolojik çatışma ve kimlik konularında yoğunlaşmış ve sayısız çalışmalar yapmıştır. Psikolojik çalışmalar ve dünyanın birçok yerinde barış için yaptığı uğraşlardan dolayı çeşitli ülkelerde bulunmuşturYazar Ferhat Atik onun hakkında yazdığı biyografi kitabının adını ‘’Kendi divanında bir psikanalist’’ koymuştur. Bu zamana kadar yaptığı barış çalışmalarından ve hareketlerinden kitaplarında da sıkça bahsetmiştir. “Körü Körüne İnanç” ve “Kimlik Adına Adam Öldürmek” gibi kitaplarında gayet bariz bir şekilde CIA adına görev yaptığını belirten Vamık Volkan, ABD’nin hedef ülkelerinde önemli işler başarmıştır. Yugoslavya, Kuveyt, Ukrayna, Bosna Hersek, Arnavutluk, Kafkaslar, Gürcistan bölgelerinde görev yapan Prof. Volkan ‘’Türk-Ermeni Uzlaşma Komisyonu’’ gibi önemli olaylara da katılmıştır. 2002 yılında emekli olmuş ve ayrıldıktan sonra yılda en az 4 ayını memleketi Kıbrıs’ta geçirmektedir. Bugün bu yazının tarihi itibariyle 88 yaşında olan Vamık Volkan psikiyatri dalında profesörlük yapmış pek çok Türk tarafından günümüzde psikanalist dehası olarak bilinir ve saygı duyulur. Aynı zamanda eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ‘’Reçeteler’’ adıyla oluşturduğu 71 maddelik bir öneri belgesi oluşturmuştur. Belgede Türkiye’nin ve Türk olmanın önemi, korunması ve muhafaza edilmesi, güncel politik sorunlarla başa çıkılma yolunda tavsiyeler yer alır. 2016 yılında psikanaliz dalında Nobel Barış Ödülü’nden sonra en saygın ikinci ödül olan Mary Sigourney ödülüne layık görülmüştür. Viyana Dünya Psikiyatri Birliği tarafından Sigmund Freud ödülünü de kazanmıştır. Prof. Volkan, Kuopio Üniversitesi (yeni adıyla Doğu Finlandiya Üniversitesi), Türkiye’de Ankara Üniversitesi ve Rusya’da Doğu Avrupa Psikanaliz Enstitüsü tarafından Onursal Doktora sahibidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne geçici danışmanlık, Türk-Amerikan Nöropsikiyatrik Toplumuna, Uluslararası Politika Psikolojisi Topluluğu ve Amerikan Psikanaliz Koleji’nde eskiden başkanlık yapmıştır. Prof. Volkan politik ve sosyal konuların içine psikanaliz kavramlar yansıtmaya ve çalışmalarına hala devam etmektedir. Bilinen son çalışması Malezya’da liderlik sorunları hakkındadır. Şu anda Uluslararası Diyalog Girişimi (IDI) adında başkanlığını yaptığı kâr amacı gütmeyen organizasyon Almanya, Rusya, Türkiye, ABD, İran, İsrail ve Batı Bankası gibi dünyanın farklı bölgelerinden temsilcileri dünyada olan olaylara psikopolitik bir açıdan bakmaya ve incelemesini itelemeyi amaçlamıştır. IDI, diplomat ve politikacılarla psikanalizciler arasında ortak bir dil geliştirir ve karşılıklı anlaşılmayı arttırmayı hedeflemiştir.

Bazı Önemli Kitapları

Nesne İlişkileri Kuramı Çevresinde Gelişim ve Organizasyon (1992)

Psikanaliz Yazıları (1992)

Politik Psikoloji

Etnik Terörizmin Psikolojisi (1993)

Depresyonun Psikodinamik Etiyolojisi (1994)

Psikanaliz Öyküleri

Bilinçdışında Kardeşler ve Psikopatoloji

Ölümsüz Atatürk: Yaşamı ve İç Dünyası

Türkler ve Yunanlar (1994)

Kan bağı: Etnik Gururdan Etnik Teröre (2000)

Psikanaliz Kitapları

Kozmik Kahkaha (2002)

Atlarla Yaşayan Kadın (2003)

Kadın Tiryakisi olan Adam (2004)

Psikoterapide Nesne İlişkileri (2007)

Özsevinin Dokusu (2007)

Fanustaki İnsanlar (2009)

Divanda Kılıç Dövüşü (2010)

Gidenin ardından

Politik Psikoloji Kitapları

Kimlik Adına Katillik (2007)

Kıbrıs-Savaş ve Uyum (2008)

Osmanlı’nın Yasından Atatürk’ün Türkiye’sine: Onarıcı Liderlik ve Politik Psikoloji (2010)

Atatürk/Anatürk: Mustafa Kemal’in Yaşamı, İç Dünyası, Yeni Türk Kimliğinin Yaratılışı ve Bugünkü Türkiye’deki Kimlik Sorunları (2010)

Ümran İnan

Ümran İnan

Hakkında

28 Aralık 1950’de dünyaya gelen Türk bilim insanı  Ümran İnan aslen Erzincanlıdır. 1972 yılında lisans eğitimine başlayan İnan , 1973 yılında yüksek lisansını Ortadoğu Teknik Üniversitesinde yapmıştır. 1977 yılında doktorasını Elektrik mühendisliği alanında yapmıştır. Stanford Üniversitesinde araştırmacı ve yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmıştır. 1982 yılında kadrolu olarak atanmıştır. 1985 yılında doçentlik unvanını olan İnan, 2009 yılında Stanford Üniversitesinde profesör 1977 yılında profesörlük unvanını aldığı Stanford Üniversitesine bağlı olan Uzay Telekomünikasyon ve Radyo bilimi konularında çalışmış laboratuvarda direktörlük yapmıştır. Görevine 2009 yılına kadar devam etmiştir. 2009’dan itibaren Koç Üniversitesinde rektörlük yapmaya başlamıştır. Akademik kariyeri süresince Atmosfer fiziği, Radyasyon,  jeofizik, çok radyo bilimi elektromanyetik dalga, temel parçacık etkileşimi alanlarında çalışmalar yapmıştır.

Ödüller

  • 1984 yılında Uluslararası radyo bilimi birliği genç bilim adamı ödülünü almıştır.
  • 1993 yılında Amerika Birleşik Devletleri İnan’ın üstün başarılarından dolayı Antarktika servis madalyasına layık görmüş ve 1993 yılında Antarktika’daki tepelerden bir tanesine ‘’İnan Tepesi’’ ismini vermiştir.
  • 1998 yılında Stanford Üniversitesinden Tau Beta Pi ödülünü almıştır.
  • 2004 yılında Nasa İnan’ın başarılarına ithafen ona grup başarı ödülünü almıştır.
  • 2007 yılında çalıştığı yer olan Stanford Üniversitesi tarafından araştırmacılara teşvik de gösterdiği üstün başarıdan dolayı Allan Cox madalyası verilmiştir.
  • 2008 yılında Royal Society tarafından verilen Appteleton ödülünü almıştır.
  • 2010 yılında mühendislik bilimlerinde elektromanyetik dalgalar alanında yapmış olduğu çalışmalardan dolayı Tübitak özel ödülüne layık görülen İnan Tüba asli üyesi olmuştur.

Eserleri

  • Mühendislik Elektromanyetiği
  • Elektromanyetik Dalgalar
  • Bilim İnsanları ve Mühendisler için Plazma Fiziğinin Prensipleri
  • Sayısal Elektromanyetik

İsimli 4 adet ders kitabı yayımlamıştır.  İnan’ın 330’ yakın makalesi bulunmaktadır.  İnan’ın makalelerine 7400 civarında  atıf yapılmıştır.

Dr. Umut Yıldız

Umut Yıldız

Hakkında

Dr. Umut Yıldız 1980 yılında hayata gözlerini İstanbul da açmıştır. Küçük yaşlarda astronom olmaya karar verdiğini söylemiştir. Çevresinde örnek alacağı birinin olmadığını söyleyen Yıldız, üniversite tercihlerini astronomi üzerine yapmıştır. Kimyaya olan ilgisinden dolayı küçük yaşlardan itibaren deneyler yapmış, odasının duvarlarını çalışmalarla süslemiştir. Babasının verdiği harçlıkları biriktirerek bir teleskop almak istemiştir. Çanakkale Milli Piyango Anadolu lisesine gitmiştir. Derslerden çok kitaplara ilgisi olduğunu söyleyen Yıldız, lise derslerinde zorlandığını ve bu durumun üniversite sınavına kadar sürdüğünü söylemiştir.  Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay bilimlerini bitirmiş, lisansı sırasında 2 yıllığına İngiltere’ye gitmiştir. Matematik alanında yandal yapmış, Yüksek lisansını Hollanda Groningen Üniversitesinde, doktora eğitimini ise Hollanda Leiden Üniversitesinde okumuştur. Doktora çalışmasını Molekül Astrofiziği üzerinedir. Başarıları ve mütevaziliğiyle bilinen Yıldız, Türkiye ziyaretlerinde onlarca lisede konferansa katılmış ve birçok öğrenciye ilham kaynağı olmuştur. Öğrencilere tavsiyeler veren Yıldız, risk almak gerektiğini söylüyor. Sosyal medyada daima aktif ve öğrencilerin sorularını yanıtsız bırakmıyor. Sosyal medya da öğrencilerle iletişim içerisinde olan Yıldız Twitter da Hayallerinize Mektuplar projesini başlattı. Twitter üzerinden mektup yazan gençler hayallerini anlatıyor.

Çalışma Hayatı

  • 2007-2008 yılları arasında İspanya’da bulunan Kanarya Adalarında kızılötesine yakın teleskoplardan elde ettiği cüce gökadalarım fotometrik gözlemleri üzerine Kanarya Araştırma Enstitüsünde çalışmıştır.
  • 2009 yılında Herschel Uzay Teleskobunun veri çalışmalarında stajyer olarak yer almıştır.
  • 2008-2013 yılında Hollanda Leiden Rasathanesinde moleküler astrofizik ve astrokimya üzerine araştırma görevliliği yapmıştır.
  • Temmuz 2011’de Avrupa Güney Gözlemevi’nin (ESO) genel koordinatörü olmuştur. 60’a yakın bilim insanında oluşan ekip hükümetle görüşerek, Türkiye’nin Eso’ya üyeliği için tartışmaları başlatmıştır.
  • 2013-2015 yılları arasında Caltech Postdoctoral Scholar at JPL Astrophysic isimli şirkette Herschel Uzay Gözlemevi aracılığıyla gözlemlenen bir araştırmaya öncülük etmiştir. Aynı zamanda Arizona’da bulunan Submillimeter teleskobundan gözlemsel veriler üzerine araştıma yapmıştır.
  • Ocak 2016’dan itibaren Nasa Jet Sevk Labaratuvarında Uzay telekomünikasyon mühendisi olarak görev yapmaktadır.
  • 2019 yılında Amerika’da uzay telekomünikasyonu için yazılım geliştirmiştir.
  • Mars projesinde veri bilimci olarak çalışmaya devam etmektedir.

Ödüller

2009 Mayıs ayında Hollanda Astronomi Topluluğu tarafından 64. Düzenlenen Hollanda Gökbilimcileri konferansında Onur araştırma Afiş ödülü verilmiştir.

2011 yılında İspanya’da düzenlenen bir sempozyumda Uluslararası Astronomi birliği  tarafından Uluslararası Astronomi birliği hibe ödülü verilmiştir.

Mart 2012’de Fransa’da Fransız Uzay Ajansının (CNES) düzenlediği törende Herschel’in yıldız ve gezegen farmasyonu Sempozyomu’na göre en iyi araştırma afiş ödülü verilmiştir.

Üye Bulunduğu Organizasyonlar

  • Amerikan Astronomi Topluluğu’na Aralık 2014’den itibaren üyedir.
  • Amerikan Radyo Bayrak Ligi’ne Eylül 2015’den itibaren üyedir.
  • Uluslararası Astronomi Birliği’ne Eylül 2015 de üye olmuştur.
  • Eylül 2011’de Türkiye Amatör Uydu Teknolojileri Derneği’ne üye olmuştur.
  • Türk Astronomi Derneği’ne (TAD) Mart 2012’den itibaren üye olmuştur.
  • Amerika’da bulunan Gezegen topluluğuna Eylül 2015’de üye olmuştur.
  • Amerika’da bulunan Mars topluluğuna Ocak 2017’de üye olmuştur.

Doç.Dr Umut Köse

Umut Köse

Hakkında

Doçent Doktor Umut Köse 1974 yılında Hatay’ın Samandağ ilçesinde doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini Antakya da tamamlamış, Mersin Üniversitesi Fizik bölümünde lisans yapmıştır. Ortadoğu Teknik Üniversitesinde yüksek lisans ve doktora eğitimi görmüştür. Doktora eğitiminden sonra Japonya’nın Nagoya Üniversitesi fizik bölümünde araştırmacı olarak çalışmıştır. Ardından İtalya’nın Padova Üniversitesinde Fizik ve Astronomi bölümünde çalışmalar yapmıştır. 2006 yılında doktorasını bitirmiştir. Beş yıl boyunca Japonya da yaşamış ve bu sürecin kariyerinde önemli izler bıraktığını söylemiştir.  2011 yılında Avrupa Nükleer Araştırma Merkezine yaz okulu öğrencisi olarak gitmiştir. 2012 yılında doçentlik unvanını almıştır. Zor koşullarda okuduğunu belirten Köse, ailesine olan teşekkürünü sıklıkla dile getirmektedir. Ailesi kadar akademik kariyerine yön veren hocalarının öneminden bahsetmiştir. Doğa bilimlerine olan merakından dolayı  fiziğe yönelmiştir. Nötrino Fizikçisi olan Köse, işini severek yaptığını ve işine olan merakının heyecanını her daim diri tuttuğunu söylemiştir. Öğrencilere bilimsel bir farkındalık kazandırmak istemiş ve bu konuda el ele vererek hep daha çok çalışılması gerektiğini söylemiştir. Opera ve Chorous deneylerinde nötrino fiziği üzerine çalışmaları vardır. Aynı zamanda Japonya ve Stromboli Yanardağı çalışmlarına yardımcı olmuştur. 2009-2011 yıllarında 13 kişilik bir ekibin bulunduğu ‘’ Cms Deneyinde Yeni Kuvvet Yasalarının Araştırılması’’ adlı projeyi yönetmiştir. Şu an Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (Cern) çalışmlarına devam etmekte ve Cern Nötrino platformu içerisinde etkin olarak görev almaktadır.

Uluğ Bey

Uluğ bey

Hakkında

Uluğ Bey 14. Yüzyılın en ünlü hükümdarı olan Timur’un torunudur. 1394’de Azerbaycan’ın Sultaniye şehrinde doğan  Uluğ Bey’in asıl adı Muhammed Toragayandır. Timur tarafından saygın, büyük, ulu gibi anlamlara gelen Uluğ ismi verilmiştir.

Eğitim hayatına küçük yaşlarda medresede başlamıştır. Dini ilimlerin yanı sıra mantık, matematik, ve astronomi dersleri görmüştür. Matematik ve astronomiye olan ilgisi küçük yaşlardayken kendini göstermiştir. 16 yaşında devlet yönetimine katılırken 43 yaşında hükümdar olmuştur.

Uluğ Bey kendini hükümdarlıktan çok ilime adamıştır. İlime verdiği önemden dolayı Özbekistan’ın  Semerkant ilçesinde bir rasathane (gözlemevi) ve medrese yaptırmıştır. İlime önem verdiği kadar ilim insanlarına da önem vermiştir. Uluğ bey döneminde Semerkant sanat, edebiyat ve  kültürel aktivitelerin merkezi sayılmıştır. Uluğ Bey mimariye verdiği önem ile de tanınmaktadır.  Hükümdarlığı sırasında birçok han, hamam ve cami yaptırmıştır.

Uluğ bey 56 yaşındayken kendisine isyan eden oğlu Abdüllatif için hükümdarlıktan vazgeçmiş ve ona boyun eğmiştir. Oğlu Abdüllatif’ten hacca gitmek için izin almış fakat Abdüllatif’in  kumandanları bu durumun sakıncalı olduğu konusunda kendisini ikna etmiştir. Uluğ Bey  Semerkant’a gelmesine iki gün kala öldürülmüştür. Uluğ Bey’in ölümünden sonra Semerkant sanat, bilim ve edebiyat merkezi olma özelliğini kaybetmiştir.

Uluğ Bey Ve Çalışmaları

Astronomik aletler üzerinde çalışan Uluğ Bey eski aletleri de geliştirmiştir. Aynı zamanda gökyüzünün haritasını çizmesiyle tanınır. Çalışmaları gelecekteki bilim insanlarına rehber olmuştur. Eski Yunan ve Arapların astronomiyle ilgili çalışmalarını inceleyerek aynı zamanda düzeltmeler yaparak ay ve yıldızların hareketlerini gösteren tablolar oluşturmuştur. Uluğ Bey yıldızların yüksekliklerini bulmak için bir çapa geliştirmiştir. Bu çapa o kadar büyüktür ki Ayasofya Cami’nin kubbesi kadar olduğu bilinmektedir. Uluğ Bey’in geliştirdiği bu çapa astronomi için büyük bir başarıdır. Dürbün ve teleskoplar icat edilmeden önce bu çapa kullanılmıştır. Uluğ Bey’i  14. Yüzyılda yaptığı  ölçümlere göre 1 yıl 365 gün 6 saat 10 dakika ve 8 saniyedir. Günümüz modern ölçümlerine göre ise 1 yıl 365 gün 6 saat 9 dakika ve 9.6 saniyedir. İnanılmaz olan aradaki fark bir dakikadan daha azdır

Uluğ Bey Medresesi

Uluğ bey döneminde bilim, kültür, sanat, edebiyat merkezi olarak kabul edilen Semerkant’ta inşa edilmiştir. Özbekistan’ın ünlü   Registan meydanındadır.  Mimari açıdan eşsiz olan medreseye Uluğ Bey’e hocalık yapan ünlü Türk bilimci Kadızade Rumi başkanlık etmiştir. Birlikte medrese derslerinde hocalık yapmışlardır. Bir çok ünlü bilgin ve filozof bu medresede eğitim görmüştür. 17. Yüzyılın sonuna kadar eğitim verilen medresede tahripler meydana gelmiştir. 20. Yüzyıl’da restorasyonuna başlanmıştır.

Semerkant Rasathanesi

Uluğ Bey’in en görkemli eseri olarak adlandırılan Rasathane, medresede yapılan matematik ve astronomi çalışmalarına katkı sağlaması amacıyla Semerkant’ta Uluğ Bey medresesinin yakınına inşa edilmiştir. Rasathanenin yapımı sırasında hiçbir masraftan kaçmayan Uluğ Bey kendisine de özel bir oda yaptırmıştır. Odasının duvar ve tavanları gök manzaralarıyla süslenmiştir. Üç katlı olan bu rasathanede, dönemin önemli ilim insanları olan Kadızade Rumi, Ali Kuşçu ve Gısaseddin Cemşid ile birlikte önemli çalışmalar yapmışlardır. ‘’Gök bilimlerinde ilerlemeyen uluslar, büyük ulus olamaz’’ sözüyle çalışmalarına verdiği önemi vurgulamıştır.

Zic-İ Uluğ Bey

Zeya Kürkani ve Zeya Cedit Sultani ismiyle bilinen gökbilim cetvellerini yapan Uluğ Bey’in dört kitaptan oluşan, Semerkant rasathanesinde toplanan gözlemlerin bulunduğu eserin ismi Zic-i Uluğ Bey’dir.  12 yılda tamamlanmıştır. Eserin önsözünde kitabın neden ve nasıl hazırlandığı konusunda bilgi verilmiştir. Birinci kitapta takvimler hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İkinci kitapta ise astronomi, trigonometri, kıble yönü gibi konulardan bahsedilmiştir. Üçüncü kitap daha çok yıldız ve gezegenler hakkındadır. Kitabın içerisinde yer alan yıldız kataloğunda 48 takımyıldızı ve  1018 yıldız anlatılmıştır. Dördüncü kitap ise astroloji ile ilgilidir. Eser Farsça yazılmıştır. Uluğ Bey’in bu eseri birçok farklı dile tercüme edilmiştir. Avrupada da  çok ünlüdür. Zic-i Uluğ Bey bilim dünyasına ışık olmuştur. İstanbul da bulunan Ayasofya Kütüphanesinde asıl kopyası bulunmaktadır.

Uluğ Bey Krateri

Uluslararası Astronomi Birliği (IUA) tarafından ay yüzeyindeki bir kratere Uluğ Bey ismi verilmiştir. 48 kilometre çapında olan bu krater Ay’ın dünyaya görünen yüzeyinin kenar kısmına yakın olduğundan zor görüntülenir.

Tıp Doktoru Türkan Saylan (1935-2009)

Türkan Saylan

Türkan Saylan Kimdir?

Ünlü doktor Türkan Saylan, 1935 yılında doğmuştur. Doğduğu yer İstanbul’dur. Babası Türk müteahhit Fasih Galip bey, annesi de İsviçreli Lila Mina Raiman’dır. Türkan Saylan, kendisiyle beraber beş kardeştir. Beş kardeşin en büyüğü Türkan’dır. İlkokuldan lisans eğitimine kadar, yaklaşık bütün eğitimini İstabbul’da tamamlamıştır. 1946 yılında ilkokul, 1953 yılında liseyi bitirmiştir. Oldukça başarılı bir öğrenci olan Türekn Saylan, lisans eğitimini ise yine İstanbul’da İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Burada tıp fakültesinden 1963 yılında mezun olmuştur. Mezun olduktan 5 yıl sonra ise yine İstanbul Üniversitesi’nde  dermatoloji anabilim dalında görev yapmaya başalmıştır. Burada sağladığı üstün başarı sayesinde İngiltere’den burs almaya hak kazanmıştır. 1971 yılında ise kazandığı burs sayesinde İngiltere’ye gitmeyi başarmıştır. Burada oldukça nitelikli eğitim almıştır. İki yıl sonra doçent olmaya hak kazanmıştır. Eğitimini tamamladıktan yaklaşık üç yıl sonra Fransa’ya gitmiş ve orada çalışmalarına devam etmiştir. Burada iki yıl çalıştıktan sonra yeniden İngiltere’ye dönmüş ve kısa süreli olarak çalışmalarına devam etmiş ve profesör unvanını kazanmıştır.

İstanbul Üniversitesi’nde dermatoloji dalının başkanlığını yaptığı dönemde aynı zamanda Lepra Araştırma Merkezi’nde yöneticilik görevini üstlenmiştir. Özellikle 1976 yılında lepra alanındaki çalışmalarına yoğunluk vermiştir. En sonunda Leprayla Savaş Derneği’nin ve İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma  ve Uygulama Merkezi’nin kuruculuğunu üstlenmiştir. Bunun dışında, eski lisesi olan Kandilli Lisesi’nin de vakfının kuruculuğunun üstlenmiştir. Birbirinden farklı derneklerin kuruculuğunu ve üyeliğini yapan Saylan, birbirinden farklı ödüllere de layık görülmüştür.

Saylan, 51 yaşına geldiğinde Hindistan’da bid ödüle layık görülmüştür. Bu ödülü aldığı yıldan 2006 yılına kadar WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’nde lepra konularının danışmanlık görevini üstlenmiştir. Lepra alanında kurulan birçok derneğe üye ve birçok derneğin de kurucusudur. Birbirinden farklı laboratuvar ve polikiliniklerin kurulmasına da öncülük eden Saylan, gönüllü olarak lepra alanında başhekimliği görevini de üstlenmiştir. Daha sonra ise lisans eğitimini tamamladığı İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak uzun süre görev yapmış ve yine buradaki görevinden sonra emekli olmuştur. Türkan Saylan’ı o dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu’na üye olarak seçmiştir. Yine döneminde Cumhurbaşkanı olan Ahmet Necdet Sezer tarafından da YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu)’e üye olarak seçilmiştir.

Hayatı boyunca durmadan çalışmış, sürekli eserler vermiş olan ünlü doktor Türkan Saylan, yaklaşık 450 eser ortaya çıkarmıştır. Bu eserlerin bazıları yurtdışındaki dergilerde yayınlanmaya layık görülmüştür. Akademik hayatına çok önem veren Türkan Saylan, 1957

Yılında dünya evine girmiştir. İki çocuk sahibi olmayı başaran Saylan, hayatının son yıllarında meme kanseriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ancak daha fazla savaşamayan Saylan, 2009 yılında 74 yaşındayken hayata gözlerini kapamıştır. 74 yıllık hayatında durmadan çalışmalar yapan ve aktif olarak derneklerde çalışan Saylan, Türkiye’nin tıp caimasına oldukça değerli bir isim konumundadır.

Türkan Saylan’ın Çalıştığı Dallar:

Tıp, lepra(cüzzam).

Türkan Saylan’ın İnsanlığa Faydaları:

Başta lepra olmak üzere birçok hastalık üzerine çalışmalar yaparak bilime katkı sağlamıştır. Tıp alanındaki çalışmalarının yanı sıra, halk için oldukça yararlı olan birçok derneğin üyeliğinde bulunmuş ve kuruculuğunu üstlenmiştir.

Türkan Saylan’ın Kazandığı Ödüller:

  1. Atatürk İlke ve Devrimleri Ödülü
  2. Ülkemizde Yılın Kadını Ödülü
  3. Melvin JonesÖdülü
  4. Atatürkçü Düşünceye Hizmet Ödülü
  5. Kuvayi Milliye Ödülü
  6. Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği
  7. Atatürk Ödülü
  8. Fahrettin Kerim Gökay Ödülü
  9. Türkiye Ziraatçiler Birliği Dayanışma Ödülü
  10. 75. Yıl Ödülü” Türk Kadınlar Birliği Şişli Şb.
  11. Uğur Mumcu – Muammer Aksoy Ödülü
  12. Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi Onur Ödülü
  13. Foyer des Artistes Kurumu Ödülü
  14.  Sanat Kurumu Onur Ödülü
  15. Atatürk / Çağdaşlık Ödülü
  16. Üstün Hizmet Ödülü
  17. Eğitim Ödülü
  18. 100. Yıl Mesleki Başarı Ödülü
  19.  İnsan Hakları Ödülü
  20. Türkiye’nin En İyi Eğitimcisi Ödülü
  21. Yılın En Yürekli Kadını Ödülü
  22. Puduhepa Ödülü
  23. Meslek Hizmetleri Ödülü
  24. Toplumsal Barış Ödülü
  25. İnsan Hakları, Demokrasi
  26. İnsan Hakları Demokrasi Barış ve Dayanışma Ödülü
  27. İyi Kalpli Ol Ödül
  28. Yılın Başarılı İş Kadınları Ödülü
  29. ÇEK Eğitim Ödülü
  30. Vehbi Koç Ödülü
  31. Aydın İnsan Onur Ödülü

Tamer Başar

Tamer Başar

Hayatı

Tamer Başar ustamız  19 Ocak 1946 yılında İstanbul da dünyaya gelmiştir.  Kendisi 1969 yılında Robert Kolej de lisans yapmıştır. Daha sonra ise sırasıyla 1970, 1971 ve 1972 yılları arasında da Yale Üniversitesi’ de Mühendislik ve uygulamalı bilimler alanında yüksek başarı, yüksek lisans ve doktora dereceleri almıştır.

Harvard Üniversitesi, Marmara Araştırma Enstitüsü ( Gebze, Türkiye ) ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ( İstanbul ) Görev yapmıştır. Daha sonra ise eğitimine devam etmiştir. 1981 yılında Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde bulunduğu Urbana – Champaign            ( UIUC ) Illinois Üniversitesin de davam etti. Kendisi İleri Araştırmalar Merkezi Direktörüdür. Swanlund donatılmış Başkan, Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği İleri Araştırma Profesörü, Koordineli Bilim Laboratuvarı Profesörü  Bilgi Güven Enstitüsü Profesörü ve de  Makine Bilimi ve Mühendisliği bölümünü Yardımcı Doçent olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda 2018 yılında Mühendislik Koleji Geçici Dekanı ve 2008-2010 yılları arasında Beckman İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü, Illinois Üniversitesi’nde de Geçici Müdür olarak da görevlendirilmiştir. Daha bir çok yerlerde kendini göstermiştir ve başarı olmuştur.

Bununla birlikte Dr. Başar, optimum, sağlam ve uyarlanabilir kontrolün genel alanlarında 900 den fazla bir çok yayını da yazmıştır. Bunlar arasında  ;

  • Büyük ölçekli ve merkezi olmayan sistemler ve kontrol
  • Dinamik oyunlar
  • Stokastik kontrol
  • Tahmin Teorisi
  • Stokastik süreçler
  • Bilgi Teorisi
  • İletişim sistemleri ve ağları
  • Güvenlik ve güven
  • Matematiksel ekonomi

Şuan ki araştırma alanlarında ise

  • Stokastik takımlar ve oyunlar,
  • Stratejik bilgi aktarımı,
  • Kablolu ve kablosuz ağlar üzerinde kontrol,
  • Sensör ağları,
  • Çekişmeli ortamlarda oluşum,
  • Çok aracılı dağıtılmış hesaplama ve öğrenme,
  • Riske duyarlı tahmin ve kontrol,
  • Ortalama alan oyun teorisi,
  • İzinsiz giriş tespiti,
  • Akıllı şebeke dâhil enerji sistemleri,
  • Sosyal ağlar,
  • Salgın ağlar
  • Siber-fiziksel sistemler.

Ödülleri

  • 2006 yılında Richard E. Bellman anısına denetim mirası ödülünü kazanmıştır.
  • Not: Ödülün orijinal adı Kontrol Mirası Ödülüdür. Ünlü Matematikçiler ve bilim adamlarının da aldığı bir ödüldür.
  • 2014 yılında ise IEEE Denetim sistemleri Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır.
  • Denetim sistemleri, Mühendislik tarafından bilim veya teknoloji alanında başarılan olağanüstü başarımların sonucu alınan ödüldür.

Akademil Yayıncılıkta Elektronik Ortama Geçiş

  1. YY ve sonlarında yaşanan elektronik haberleşme çağının gelişimiyle de ayaklanan bu sistem internet kullanımını hızla çoğaltmış ve web – siteleri sonucunda, 21. YY’ın başlarında yayıncılık sektörünü tamamen elektronik hayata geçirmeyi düşünmüştür. Bununla ilgili etkinlikler ve çalışmalar yapmıştır. Eskiden olduğu gibi dergi alıp okumak yerine şuan internet ve elektronik üzerinden bu dergileri bulup okuyabiliyoruz. Yüksek kalite yayıncılıklar vardır. Bir önem yer alan konu ise şudur; bu dergileri inceleyen bir hakem vardır ve hakemin değerlendirmesinden geçmektedir. Buda hatayı düşürmektedir.

Derginin Tanımı

Derginin konularına gelirsek genel anmlamda genel araştırma makaleleri yayınlamaktadır.

Derginin Asıl konuları

  • Kontrol sistem ve bileşenlerinin kurumsal tasarımı
  • Dayanıklı ve dağıtık kontrol
  • Geometrik
  • Optimal
  • Stokastik
  • Doğrusal olmayan yöntemler
  • Oyun teorisi
  • Durum kestirimi
  • Uyarlama kontrol
  • Robotik
  • Yapay sinir ağları
  • Biyolojik sistemler
  • Bulanık ve uzman sistemler
  • Hiyerarşik ve insan yapımı sistemler
  • Sistem ve bilenlerin güvenilirliğini konu alan sistem mühendisliğinin tüm parçaları
  • Veri işlemi
  • Bilgisayar destekli tasarım
  • Üretim hasları ve değişik endüstriyel süreçler
  • Uzay ve hava araçları
  • Gemiler
  • Trafik
  • Biyomedikal sistemler
  • Ulusal ekonomiler
  • Güç sistemleri
  • Tarım ve doğal kaynaklar

Takiyüddin Bin Maruf-İ

Takiyüddin Bin Maruf-i

Hayatı

Takiyüddin Bin Maruf-i ismi ingilizce olarak bakarsak eğer Taqi al-Din anlamına gelmektedir. Usta isim Osmanlı’nın en önemli astronomlarındandır. Babasının adı Kadı Zeynüddin Ma’ruf dur. 1526 yılında Şam da dünyaya gelmiştir. Hayatını Mısır ve Şam da geçirmiş ve buralarda yetişmiştir. Bilim dünyasına fayda sağlayan isimlerin en başında gelen matematikçi, gök bilimci ve hatta mühendistir. Bu usta Osmanlı Devleti’nde kadılık gibi bir çok hukuki adalet alanlarında da çalışmalarına devam etmiştir. Her alanda başarılı olmuştur. Daha sonra bundan yaklaşık 3 yıl sonra ise Galata Kulesi’nde gözlem çalışmları yapmıştır. Burada da başarılı olan Takiyüddin Bin Maruf-i büyük destekçileri de yanına almıştır. Bu şekilde 1577 yılında Tophane de yani şuan ki adıyla Beyoğlu’nda Osmanlı da ilk Rasathaneyi kuran ve yöneten kişi olarak adını tarihin başlarına yazdırmıştır.

Yaptığı Çalışmalar

Bu Rasathanesi sadece gözlemevi ile kalmamış olup Takiyüddin klasik gözlem araçlarının yanında ülkede bilimi güçlendirmek ve göstermek açısından zengin bir kütüphane de kurmak isteyip bunun üzerine de toplumdan bir çok kitap toplamıştır. Fakat burası pek var olarak kalmadı. Yeni bir gözlem evi ise 300 yıl sonrasında kurulmuş fakat 31 mart ayaklanmasında yeniden yok edilmiştir. 18 Şubat 1585 yılında vefat eden Takiyüddin Bin Maruf-i Yahya Efendi Tekkesi- Beşiktaş’a gömülmüştür.

İstanbul Gözlemevi’nin Kuruluşu

  1. YY ikinci yarısında, III. Murat dönemlerin de İstanbul da Tophane sırtlarında 16. YY da Takiyüddin Bin Maruf-i tarafından İstanbul da kurulan bu değerli gözlemevinin Osmanlı bilim tarihi ve insanları tarafından büyük önem ve değer görmüştür. Takiyüddin Bin Maruf-i İstanbul da bir gökbilimleri aygıtları bulunan ve bununla ilgili bir gözlem evi kurma hayali varmış. İstanbul a ayak basar basmaz hemen bu hayali aklına gelir ve bu hayalini gerçekleştirmek için çalışır ayriyeten yardım almak açısından o zamanın ileri gelen önemli bilginleriyle irtibata geçer. 1571 de Mustafa Çelebi vefat ettikten hemen sonra yerine müneccimbaşı ( baş astrolog ) göreviyle Takiyüddin Bin Maruf-i geçmiştir.

Sokullu Mehmet Paşa ve Takiyüddin ‘ i ilgi altına alan Hoca Saadettin, Takiyüddin ’ in gözlemevi kurma hayalini desteklediler ve ona yardım ve destek de bulundular. Padişahtan izin alan destekçiler sonunda ikna edip gözlemevini kurdular. Takiyüddin ‘ in hayali gerçek olmuştu artık.

Gözlemevinin tam olarak kuruluş tarihi belli değil hep bir farklılık uyuşmazlık oluyor. Fakat bilim insanları bu tarihin yanlış olduğunu doğrulamaktadır. Çeşitli diğer eserlerde ve kaynaklarda da aynı tarih verilmektedir.

Bilindiği üzere ve söylentilere göre gözlemevinin kuruluş tarihi 987 ( 1579 ) tarihinden daha eskidir. Tahminlere ve bazı fermanlarda bahsedilenlere göre gözlemevi 986 yani 1578 yılında kurulduğu düşünülüyor.

Gözlemevin de yaptığı bu aletlere göre 3 tane önemli kaynak vardır:

  1. Bilinmeyen bir tarihi yazar tarafından yazılan ve İstanbul Gözlemevi ‘ nin aletlerinin anlatımını veren ‘ ‘ Alat – ı Rasadiye li Zic – i Şehinşahiye ‘ ‘ adlı küçük bir broşür oluşturmuştur.
  2. Takiyüddin Bin Maruf-i nin ‘ ‘ Sidret el – Münteha ‘ ‘ adlı eserde bu alanda yardımcı olmuştur.
  3. Alaüddin Mansur ‘ un İstanbul Gözlemevi hakkında yazdığı o eşsiz şiirleri.

( Şehinşahname ) .

Gözlemevinde Kullanılan Araçlar

  1. Zat el – Halak ( Halkalı Araç, Armillary sphere) ;
  2. Zat el – Şü ‘ beteyn ( Cetvelli Araç, Turquetum ) ;
  3. Zat el – Sakbeteyn ( İki Delikli Araç, Dioptra ) ;
  4. Duvar Kadranı ( Libne, Mural Quadrant ) ;
  5. İtidal Halkası ( Halka el – Üstüva, Ekinoktial Armil ) ;
  6. Zat el – Evtar ( Kirişli Araç ) ;
  7. Zat el – Semt ve ‘ l – İrtifa ( Azimut Yarım Halkası, Azimuthal Semicircle ) ;

Meslekleri

  • Hazarfen; Gök Bilimci
  • Matematikçi
  • Fizik
  • Optik
  • Mekanik
  • Tıp
  • Doğa Felsefesi 

Matematik Alanında Yapılanlar

Tabi tüm bu kobuların dışında da bir çok çalışmalarda bulunan Takiyüddin trigonometri alanında da epeyce yol kat etmiştir.

Sinüs, kosinüs,tanjant ve kotanjantı ispatları ve verimleriyle kanıtlamış ve cetvellerini var etmip hazırlamıştır. Aynı zaman da da Takiyüddin bir çok  buluş başarmıştır. Örneğin; Yerin ekliptik ekseni ile Ekvator arasında ki açıyı gerçeğe en yakın olarak hesaplayıp bulmuştur. Daha örnek verilmesi gerekir ise Güneş Parametlerini hesaplamaktaydı. Birçok doğru ve yakın hesaplar yaparak tarihin en doğru hesaplarını yapan olarak tarihe adını yazdırmıştır.

Bir önemli bilgi ise Beşiktaş’ta Dolmabahçe Sarayı’nın yerinin toprağının asıl sahibi Takiyüddin Bin Maruf-i’dir. Çocuğu olmadığından dolayı devlete kalan bir varlıktır.

841 ‘i Türkçe, 414 ‘ü Arapça, 102 si Farsça olmak üzere 1337 eseri bizlere sunmuştur.

Eserlerin Muhafaza Edilmesi

Ustaya ait el yazmalarının birçok kısmı muhafaza etmek açısından Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve de Deprem araştırma Enstitüsü’n de saklanmaktadır. Bu güzel eserlerin saklanması ve bu günlere getirilmesi bence büyük bir değerdir. Değerlerimizi kaybetmemeliyiz. Sahip çıkmalıyız ve önem göstermeliyiz. Tabi asıl konuya gelirsek bu enstitünün UNESCO ile yani Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Organizasyonu olan topluluk da devam ettirdiği ‘ ‘ Memory of the World ’ ‘ projesi altında Takiyüddin Bin Maruf-i ye ait bu değerlerin de yanında getirmiştir.  Türkçe diliyle 821, Arapça diliyle 414 ve de Farsça dilinden 102 eser oluşarak toplamda 1337 eser ve değer mikrofilmleri çekilerek CD-Rom ile arşivlenmektedir. Ustanın diğer eserleri de diğer başka kütüphaneler rafında muhafaza edilmektedir.

 Eserleri

  • Cedavil – ür – Resadiyye
  • El – alat – ür – Resadiyye li Ziyc –i Şehinşahiyye
  • Risaletü Rub ‘ –ul- Ceyb
  • Sidret – ül – Müntehal Efkar fi Melekut – il – Felek – id – Devvar
  • Et – Turuk – us – Seniyye
  • Tercüman – ül – Etıbba ve Lisan – ül – Elibba
  • Ziyc – i Cedid – i Sa ‘ deddin
  • Gunyet – üt – Tullab minel – Hisab
  • Gurubu Şems Sebebühu ve Teahhuru
  • El – Müzvelet – iş – Şimaliyye li – Fadli Dairi ufki Kostantiniyye
  • Düstur – ut – Tercih li Kavaid – it – Testiğ
  • Reyhanet – ür – Ruh fir – Rusm – is – Sa ‘ ati ala Musteve – üs – Sütuh

Eserler Hakkında Bilgi

  • Et-Turuk-us-Seniyye : İlk eseridir. Konusu ise mekanik ve su mühendisliği üzerinedir.
  • El-alat-ür-Rasadiyye li Ziyc-i Şehinşahiyye : Sultan III. Murat adına yazılmış olup 9 tane aleti tanıtımını yapıp tarif etmiştir.
  • Cedavil-ür-Resadiyye : Eser resmi olarak henüz tamamlanmamıştır. Astronomik gözlemler sonucunda yazılan cetvellerden ve matematik terimlerinden ortaya çıkmıştır.
  • Sidret-ül – Müntehal Efkar di Melekut-il-Felek-id-Devvar : Bu eser de matematiksel olarak değerlendirilmiştir. Trigonometriye dair asıl çalışmalar ortaya koyulmuştur. Özellikle krişler adı altında olan çalışmalarında 3. Derece denklemler kurarak başarmıştır.
  • Risaltü Rub’- ul – Ceyb : Bu eserde ise yine bir çalışmanın anlatımı bulunmaktadır. Bu çalışma ise zaman tayinin, namaz vakitlerinin, hicri ayların ve kıblenin yönünün hesaplanmalarıyla ilgili olan aletin tarifi ve tanıtımı adına olmuştur. Ölçülü biçimde hazırlanmıştır.
  • Tercüman-ül-Etıbbı ve Lisan-ül-Elibba : Eser tamı tamına 60 sayfadan oluşmaktadır amacı tıb üzerindeki ilaçlar hakkında bilgi Bu da gösterir ki Takiyüddin ustamız tıp alanında da çalışmalar yapmıştır.
  • Gurubu Şems Sebebühu ve Teahhuru : Astronomiyle ilgili bir eserdir.