Gelenbevi İsmail Efendi

18.yy’da Manisa’da doğmuş olan ünlü matematikçi Osmanlı İmparatorluğunun en önemli bilim adamlarından biri olup asıl ismi aslından İsmail’dir. Ön adı doğduğu kasaba olan Manisa’nın Gelenbevi kasabası olmasından kaynaklanıyor. Tahmini olarak 1143/1730 tarihleri arasında doğup öldüğü söylense de net olarak kaç semesinde o dönemlerde yaşadığı bilinmemektedir. İlk başlarda doğup büyüdüğü kasabadaki alimlerden ve bilginlerden eğitim ve öğretim faaliyetlerini yürütürken daha sonradan da öğrenimini tamamlamak için İstanbul’a gitmek durumunda kalmıştır. İstanbul’da özellikle Fatih Medreseleri’nde eğitim hayatına devam eden Gelenbelevi dönemin en önemli alimlerinden dersler almıştır. Yâsincizâde Osman Efendi’den Arapça ve nakli ilimleri, “ayaklı kütüphane” diye ün salmış Müftizâde Mehmed Emin Efendi’den aklî ilimleri öğrenen Gelenbelevi o zamanların ilim merciisine göre iyi eğitim almış ve kendini oldukça iyi yetiştirmiş bir adamdır. Özellikle matematik konusunda edindiği tecrübelerinin çoğunu burada öğrenmiş ve de bilgisini ilerletmiş daha sonradan da müderris olmaya karar vermiştir. Neredeyse tüm hayatını ilme ve bilime aktarmış daha sonradan da hayatı boyunca devam ettiği çalışmalara devam etmiştir. Aslında yöntemleri oldukça eski hatta biraz da zor yöntemlerdir. Zor matematik problemlerini çözen Osmanlı matematikçisi; dönemin sadrazamı ve de Kaptan-ı Deryasının istekleri üzerine açılan okulda matematik öğretmenliği yapmıştır. Açılan bu kurumun adı Mühendishane-i Bahr-i Hümâyûn’dur. İmparatorluk Deniz Mühendishanesi’dir Türkçe karşılığı olarak. Tersane ve donanım faaliyetlerini yürütmek amacıyla kurulan bu kurumda birçok bilim insanı ve dönemin alimleri öğretmenlik yapmış, genç nesilleri yetiştiriyorlardı. Aynı zamanda ilk eğitim kurumlarından olan bu kurumun daha sonra genişletilmesiyle de buradan ayrılan İstanbul Teknik Üniversitesi ve Deniz Harp Okulu ile Deniz Lisesi bugüne değin hizmet vermektedir. 33 yaşında burada müderrislik sınavını kazanıp burada müderrislik faaliyetinde bulunmuştur. Atama sonunda da maddi olarak biraz daha refaha kavuşan Gelenbelevi daha popüler bir hale gelmiştir.

Müderrislik sonrasında da Eyüp Kadılığı ve sonrasında 1790 yılında şu an Türkiye sınırlarında olmayan Yunanistan sınırları içerisinde bulunan Yenişehir Mevleviliği’ne tayini çıkar ve de yine bu bölgelerde vefat etmiştir. Tahmini olarak 1791 senesinde diyebiliriz.

Hakkında bir rivayet anlatılır: Oldukça zor problemlerle ve matematikte özellikle de olasılık problemleriyle arası iyi olan Gelenbelevi bir gün bazı silahların hedefi vurmakta zorlanması üzerine dönemin o zamanki padişahı 3. Selim’i kızdırmış. Bunun üzerine de Gelenbelevi padişahın huzuruna çağrılır ve bu durumu düzeltmesi ve bir ayarlama yapması istenir. Daha sonradan araştırmalar ve incelemeler yapan Gelenbelevi sonunda bir silahın hedefi vurma olasılığı üzerine kafa yorar ve de tahmini ayarlamalarla topların, silahların, silahların hedefi vurmalarını sağlamıştır. Bu onun aslında gerçekten inanılmaz derecede iyi hesaplama yapmasının eseridir. Bu sayede de oldukça dikkati çeken bir başarı kazanmıştır. Özellikle de padişahın ilgisinden kaçmayan bu başarı bol miktarda altınla ödüllendirilmiştir. Olasılık konusunda değil sadece birde logaritma konusunda da matematiğe kazandırdığı yenilikleri Türk ilmine kazandırmıştır. Logaritmayı ilk defa Osmanlı’nın bilim hayatına sokan Gelenbelevi matematik konusunda engin bilgi ve tecrübeleriyle hayatını buna adamıştır. Mantık, felsefe, matematik ve geometri söz konusu olduğunda bilgi ve tecrübesi oldukça engindir. Bu yüzdendir ki dönemin şartlarına uyum sağlamak adına ve de Avrupa geleneklerine de denk bir donanıma sahip olmak için devletin yenilik ve de özellikle askeri yenilik yaptığı bilinmektedir.  Mühendislik alanında özellikle de Gelenbelevi’den ve de tecrübelerinden faydalanılmıştır.  Astronomi ilmi ile de yakından ilgilendiği Hisâbü’l-Küsûr kitabını İslam Astronomisi ile kaleme alarak yazmıştır. Gelenbelevi sadece müderrislik yapmamış aynı zamanda da 30’dan fazla kitap yazarak hem Türkçe hem Arapça birçok eser oluşturmuştur. Logaritmanın Mucidi olan bilim adamı bu konu başlığı ile ilgilide kitap yazmış, bu kitabı Mühendishâne’de eğitim amaçlı olarak kullanılmasını sağlamıştır.  Mühendishâne’de iken oranın Fransız mühendis hocalarından Lafitte-Clavé’nin de çalışmalarına ortak olmuş birlikte faaliyetlerde bulunmuşlardır. Derslerine de katıldığı olmuştur. Yine bir rivayete göre ise de zamanında Bab-ı aliye Fransız bir mühendis gelir ve de elinde getirdiği logaritma problemini çözmesi için okuldakilere gösterir. Kimsenin çözemeyeceğini, küçümseyerek söyler.  Daha sonra da oradakiler bunu Gelenbelevi’nin çözebileceğini söyleyerek onu Gelenbelevi’nin evine gönderirler. Onun evini ve mütevazi hayatını gören Fransız daha da küçümser bakışlarla çözemeyeceğini zanneder ancak Gelenbelevi’nin soruyu çözmesi üzerine şaşırır. Ve de ona ağırlığınca altın hediye edilmesi gerektiğini ve hatta Batı’da olsa kesinlikle değerinin bilineceğini söyler.

İstanbul Fatih’te kendi adını taşıyan bir Anadolu lisesi bulunmaktadır: Gelenbelevi Anadolu Lisesi. Gelenbelevi hakkında aslında kıymeti bilinmeyen ve de hatta yeteri kadar takdir edilmediği söylenmiştir. Birçok değerli eseri bulunan bilim adamı hem oldukça çok yönlü bir insan hem de emektar bir insandır. Dedesi ve de babası da Manisa civarında hem kadılık hem de müderrislik yapmış olduklarından dolayı kendi de müderris olmak istemiş. Erken yaşta babasız kalan Gelenbelevi de hayatının dönüm noktasını, onların yolundan gitmeyi daha küçük yaşlarda zaten kafasına koymuştu. Kendini ve de hayatını bu yönde geliştiren, değiştiren Gelenbelevi Efendi en çok da büyük alimlerden olmak istediği için İstanbul’a gider.

Öne Çıkan Eserleri

Hisâbü’l- Küsûr

Burhân fî ‘ilmi’l- mantık ve fenni’l- mîzân. Dârü’t-tıbâati’l-âmire

Hâşiye ‘alâ Şerhi’l- Celâl. İstanbul: Matbaa-i Âmire

Resâ’ilü’l- imtihân. İstanbul: Matbaa-i Âmire

Şerh-i Cedâvili’l-ensâb.

Dakâ’iku’l- Beyân fî kıbletü’l-büldan. Dârü’t-tıbâati’l-âmire

Risâle fî adabi’l- bahs.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir