Reşit Süreyya Gürsey

Reşit Süreyya Gürsey

Reşit Süreyya Gürsey, 1889 ve 1962 yılları arasında yaşamış olan Türk bilim insanıdır. Türkiye’deki ilk radyologlarından biri olan Gürsey bir röntgen hekimdir ev aynı zamanda hem edebiyatçı hem de fizikçidir. 1889 yılında Niğde ilçesi olan Bor’da dünyaya gelen Reşit Süreyya Gürsey’in babası deniz subayı olan Hasan Hüsnü Bey’dir ev annesi Zekiye Hanım’dır. Çocukluğunda babasının mesleği nedeniyle farklı şehirleri dolaşmıştır ve bu nedenle eğitimlerini farklı şehirlerde almıştır.

Eğitimi

İlköğretim eğitimini Girit’te alan Reşit Süreyya Gürsey orta eğitimini de babasının görev yerinin Mersin olması nedeniyle Mersin’de almıştır. Orta eğitiminden sonra İstanbul’a gelerek Harp Okulu’nda eğitim almaya başlayan Gürsey 1908 yılında da tıp fakültesi öğrencisi olmuştur. Birinci Dünya Savaşa esnasında da askeriye de doktor olarak görev almıştır. 1918 senesinde Azerbaycan’a giden Gürsey burada fizik öğretmeni olarak ders vermiştir. Türkiye’nin içinde bulunduğu ve kurtuluş mücadelesi verdiği Kurtuluş Savaşı nedeniyle ülkeye geri dönen Reşit Süreyya Gürsey savaş sonrasında da öncelikle Ankara’da daha sonra da Niğde’de doktorluk yapmıştır. Aynı zamanda bir süreliğine de Niğde’de matematik ile birlikte fizik öğretmenliği de yapmıştır.

 Reşit Süreyya Gürsey

Tıp eğitiminin ardından bu alandaki uzmanlığını almak amacıyla yurtdışına giden Gürsey uzmanlaşmak için radyoloji bölümünü tercih etmiştir. Fransa’da bulunan Sorbonne Üniversitesi’ne ve de İngiltere’de bulunan Cambridge Üniversitesi’ne gitmiştir. Gürsey burada tıp bilimi alanında önemli ve Nobel ödüllü isimlerden olan Joseph John Thomson ve Marie Curie’den dersler almıştır. Bu eğitimlerinin ardından da Türkiye’ye dönerek Tokat’ta doktor olarak çalışmıştır.

Reşit Süreyya Gürsey, yurtdışından döndükten sonra henüz Türkiye’de oldukça tehlikeli olarak algılanan röntgen uzmanlığından vazgeçmiştir ve Kuleli Askeri Lisesi’ne giderek fizik öğretmeni olarak ders vermeye başlamıştır. 1935 yılında da emekliye ayrılmış ve fizik ihtisası amacıyla Avusturya ile Almanya’ya gitmiştir. Burada yine Nobel ödüllü olan Erwin Schrödinger ile Werner Heisenberg’ten dersler alan Reşit Süreyya Gürsey, İkinci Dünya Savaşı esnasında ikinci kez askerlik yapmak için Türkiye’ye geri dönmüştür. Savaştan sonra da Amerika’ya gidip yerleşmiş ve yaşamını 27 Ağustos 1962 yılında ABD’de yitirmiştir.

Mesleki Eserleri

Çok yönlü bilim insanlarımızdan biri olan Reşit Süreyya Gürsey tıp alanında çeşitli başarılara imzasını atmıştır. Tıp alanında olduğu kadar fizik alanında da eğitimli ve bilgili olan Gürsey aynı zamanda edebiyat bilimi ile de profesyonel olarak ilgilenmiştir. Tıp doktorluğu ile birlikte fizik öğretmenliği yapan ve edebiyat ile de ilgilenen Reşit Süreyya Gürsey’in uzmanlık alanlarındaki teknik eserleri şunlardır:

  • Harp zehirleri Kimyası
  • Riyaziye Esasları
  • Sesle Mevzi Tayini Aletleri
  • Radyumla Tedavi
  • Fizik Bakaloryası
  • Top ve mermi sesleri
  • Fizik meseleleri

Reşit Süreyya Gürsey imzası taşıyan edebi eserler ise şunlardır:

  • 1912 yılında; Edebiyat-ı Cedide
  • 1929 yılında; Bir Tılsımın Nakışları
  • 1941 yılında; Geceden Şarkılar

Mehmet Öz

Mehmet Öz

Mehmet Öz,11 Haziran 1960 Cleveland doğumlu Türk ve Amerikan bilim insandır. Hekim olan ve aynı zamanda Amerika’da sunuculuk yapan Öz, Columbia Üniversitesi’nde cerrahi profesör ve de başkan yardımcısı olarak görev almaktadır. Aynı zamanda Halden New York Presbyterian Hastanesi’nde bulunan Kalp ve Damar Enstitüsü ve Tamamlayıcı İlaç Programı’nın yöneticiliğini yapmaktadır.

Yaşamı ve Eğitim hayatı

1960 yılında babasının çalıştığı Cleveland’da dünyaya gelen Mehmet Öz, Harvard Üniversitesi’ni kazanmış ve burada eğitim görmüştür. Tıp fakültesinde lisans eğitimi alan Öz, uzmanlık alanlarını kalp cerrahisi, koroner bypass, yetişkin kalp nakli, kalp kapakçığı ve aort cerrahisi, minimal invasif ve mekanik kalp olarak belirlemiştir. Mehmet Öz, kalp cerrahisinde özellikle bu alanda ismini duyurmuş ve başarılı operasyonlara imzasını atmıştır.

Kalp değişimi, tamamlayıcı ilaç, kalp bakım sonuç analizi, minimal kalp cerrahisi, kalp değişimi gibi kalp cerrahilik alanlarda çeşitli çalışmalar yapan ve araştırmalara bulunan Mehmet Öz, Amerika’nın en bilindik kalp cerrahlarından biridir. Öz, Türkiye’de de kalp sağlığı için yaptığı açıklamalarla bilinirlilik kazanmıştır. Kalp cerrahisi alanında bilim dünyasından adından söz ettiren Öz, kamuoyunda ise kalp sağlığı adına bulunduğu söylemler ile bilinirliliğe ulaşmıştır.

Mehmet Öz Kimdir?

Türk asıllı Amerikan olan Mehmet Öz, Amerikalı Lisa Öz ile evlidir ve bu evlilikten dört çocuk sahibidir. Yaşamını Amerika’da sürdüren Mehmet Öz günümüzde Columbia Üniversitesi’nin Top Fakültesi’nde Kardiyoloji Direktörlüğü ile birlikte Columbia Üniversitesi Cerrahlar ve Doktorlar Fakültesi’nde mesleği olan kalp cerrahlığını yapmaya devam etmektedir.

Aldığı Ödüller

Kalp cerrahisi alanında yaptığı başarılı operasyonlar adını duyuran Mehmet Öz kendi mesleki alanıyla ilgili pek çok ödüle de layık görülmüştür. Mehmet Öz’ün sahip olduğu ödüller şunlardır:

  • Yılın Türk Amerikalısı
  • 2011 Yılının En Etkili 3. Kişisi / Forbes Ekonomi Dergisi
  • Yılın Doktoru / Hippocrates Magazin Dergisi
  • Milenyum’un İyileştiricisi / Healthy Living Magazine
  • Yılın En İyi Doktoru / New York Magazin Dergisi
  • Yarının Küresel Lideri / World Economic Forum

Mehmet Öz, yazdığı For Healing from teh Heart isimli kitabı sayesinde Books for a Better America Award’ın sahibi olmuştur. Öz daha sonra Robert E.Gross Araştırma Bursu’nu almaya hak kazanmıştır. Aldığı ödüller arasında American Society of Laser Medicine and Surgery de bulunmaktadır. Ayrıca Mehmet Öz, Blake More Research ödülünü de hala çalışmakta olduğu Columbia Üniversitesi’nin Doktorlar ve Cerrahlar Fakültesi’nden almıştır.

Yaptığı Televizyon Programları

Başarılı kalp cerrahlığının yanı sıra Mehmet Öz yaptığı ve sunduğu televizyon programları ile de bilinmektedir. Mehmet Öz’ün gerçekleştirdiği programlar ve programların yayınladığı kanallar şunlardır:

  • Hayat Çizgisi / Discovery Health
  • Siz: Diyettesiniz / Discovery Health
  • Öz’le İkinci Bir Görüş / Discovery Health
  • Yiyecekler Hakkındaki Gerçek / Discovery Health
  • National Body Challenge / Discovery Health
  • Daily Round / Discovery Health
  • Live Transplant / Discovery Health
  • Öz’e Sorun / The Oprah Winfrey Show

İbn-i Sina

İbn-i Sina

İbn-i Sina 980 yılında Özbekistan Buhara’da dünyaya gelen ve 1037 yılında İran Hamedan’da yaşamını yitiren ünlü matematik bilgini, tıp doktoru, astronom, felsefeci, şair ve Türk bilim insanıdır. Asıl ismi Hüseyin olan İbn-i Sina doğu ülkelerinde İbn Sina olarak, Avrupa ülkelerinde ise Filozofların Babası ismiyle tanınmaktadır. Bilim insanımızın felsefe ve bilim alanındaki değerini ve konumunu ifade etmek adına ortaçağda düşünürler ve bilginler tarafından kendisine Eş Şeyhü’r Reis unvanı verilmiştir.

Eğitimi

İbn-i Sina’nın babası Belhli olan Abdullah’tır ve Abdullah, Samani hükümdarı olan Nuh bin Mansur yönetimi sırasında Buhara’ya yerleşmiştir ve devlet yönetiminde görev almaya başlamıştır. Böylelikle İbn-i Sina burada ilk eğitimini oldukça kaliteli bir şekilde almıştır. İyi bir eğitim geçmişi olan babası aynı zamanda İbn-i Sina’nın da ilk hocası olarak bilinmektedir. Dolayısı ile İbn-i Sina aile ortamındayken felsefe, Hint matematiği ve geometri gibi konularda dersler almıştır ve bu konular üzerine yazılmış olan farklı eserleri inceleme şansına sahip olmuştur. Oldukça erken yaşlarda felsefe üzerine ilgisini yönlendirmiştir ve güçlü zekası sayesinde de İbn-i Sina tüm dikkatleri üzerine çekmiştir.

İbn-i Sina Kimdir?

Henüz 10 yaşında iken Kur’an’ı ezberleyen İbn-i Sina edebiyata da yönelmiş ve alan hakkında incelemelerde bulunmuştur. Daha sonra İsmaili inanışı gereği de babasından akıl ve nefs konularını öğrenmiştir. Babası tarafından Hint matematiği konusunda kendisini geliştirmesi için bir atarın yanına verilen ünlü bilgin daha sonra da hukuk dersleri alamya başlamıştır. Daha sonra da tıp kitaplarına merak salmıştır ve tıp alanında da eğitimler alarak yetkin bir hale gelmiştir. Tıp alanında yetkinlik kazanan İbn-i Sina, o dönemlerde Buhara Sultanı olan Nuh bin Mansur’un rahatsızlanması üzerine saraya çağrılmıştır. Sultanın iyileşmesini sağlayan İbn-i Sina, buradaki sarayda bulunan kitaplardan da yararlanmıştır.

Çalışma Hayatı

Çeşitli bilim alanlarındaki eğitimlerine oldukça erken bir yaşta başlayan İbn-i Sina 18 yaşına geldiğinde bu alanların tümünde yetkin bir isim haline gelmiştir. Bütün ilimlerde ustalık kazanan bilim insanımız Buhara’dan Karkanc’a gitmiştir ve burada Ebu’l Hüseyin el Sahli ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Çeşitli yerlere seyahat düzenleyen İbn-i Sina Curcan’da bulunan Sultan Kabus’un yanına gitmiştir. Sultan Kabus’un hapse atılmasından sonra da Duhistan’a geçmiştir ve sonra yeniden Curcan’a dönmüştür. Daha sonra da Mcd ed-Devle’nin eşine ve oğluna hizmet etmek için Rey’e gelen İbn-i Sina, melankoli hastalığına yakalanan Mecd ed Devle’yi tıp alanındaki yetkinliği sayesinde tedavi etmiştir. Tüm bu zamanların ardından da Kadbanaveyh’in hizmetine girmiştir.

Eserleri

Yalnızca İslami dünyayı değil, Avrupa’yı yanı batı toplumlarını da çalışmaları ile etkileyen İbn-i Sina imzası taşıyan eserlerin bazıları şunlardır:

  • Eş-Şifa
  • En-Necat
  • El İşarat ve’t Tenbihat
  • Danişname-i Ala’i Hikmet
  • Uyunu’l Hikme
  • Et- Tak’likat
  • El- Mübahaşat
  • El-Hidaye

Erdal Arıkan

Erdal Arıkan

Erdal Arıkan, 1958 Ankara doğumlu olan Bilgi Kuramı ve Kodlama, İletişim Sistemleri dallarında çalışan Türk bilim insanıdır. Lisans eğitimini 1981 yılında Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Elektrik Mühendisliği bölümünden alan Arıkan daha sonra yüksek lisans ve doktora eğitimini almıştır. 1982 ve 1985 yılları arasında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde elektrik mühendisliği üzerine çalışmalarda bulunan Arıkan Bilkent Üniversitesi’nde Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümünde görev almıştır.

Erdal Arıkan Kimdir?

Türk bilim insanı olarak çalışmalarda bulunan Erdal Arıkan 2013 yılında kendi alanında büyük ses getiren bir ödülün de sahibi olmuştur. Kutupsal Kodlama’yı geliştiren isim olan Arıkan, ben bu bilgi teorisini geliştirmesinden hem de bilime olan katkılarından ötürü IEEE WRG Baker Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır. Akademik alanda yaptığı araştırma ve çalışmalarla uluslar arası tanınırlığa ulaşan Arıkan 2017 yılında da Richard W. Hamming Madalyası’nı almıştır. 2018 yılında da Shannon Ödülü ile onurlandırılmıştır.

Akademik Hayatı

Uzun yıllar yurtdışında eğitim alan ve bilimsel çalışmalarda bulunan Erdal Arıkan Türkiye’ye dönüş yapmadan önce Urbana Champaing’da bulunan Illinois Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak akademik alanda çalışmıştır. Türkiye’ye döndükte sonra da Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev almış, öğrencilere dersler vermeye başlamıştır. Shannon’un Kanal Kapasite Problemi üzerinde çözüm amacıyla matematiksel bir temel sistem oluşturmak amacıyla 2008 yılında Kutup Kodları’nı icat eden Arıkan bilim dünyasına bu icadı ile büyük bir katkıda bulunmuştur.

Uluslararası başarısı yüksek olan ve dünyaca bilinen enstitülerde çalışmalar yapan Arıkan, Simons Enstitüsü tarafından Kaliforniya Üniversitesi’nde verilen Bilgi Teorisi Eğitim Kampı’nda üç oturumdan oluşan bir konferans vermiştir. Bu konferansta Arıkan tarafından yapılan sunuma ait bilgiler günümüzde Simons Enstitüsü’nün internet sitesinde hala yer almaktadır. Akademik alanda onlarca başarıya imzasını atan ve IEEE üyesi olan Arıkan, 2014 ve 2015 yıllarında IEEE Seçkin Öğretim Üyesi olarak seçilmiştir.

Aldığı Ödüller

Yurtdışında eğitim alan ve yurtdışında da akademik alanda çalışmalar yapan, öğrencilere dersler veren Erdal Arıkan çeşitli ödüllere layık görülmüştür. İletişim kanallarının kapasitesine uygun olarak, uygun oranda bilgi gönderilmesini sağlayan kodlama şemalarının inşası ile ilgili bir problemin çözümü amacıyla Arıkan 2010 yılında IEEE Bilgi Teorisi Derneği Kağıt Ödülü’nü ve aynı zamanda Sedat Simavi Bilim Ödülü’nü almıştır. Ayrıca Arıkan, Claude Shannon’un bilgi teorisi dalında kurmuş olduğu bu sorunu çözün ilk kişi olmuştur. Bu nedenle de bu soruna çözüm getirmesi nedeniyle 2011 yılında da ödül almıştır. Bu ödül, Kadir Has Üniversitesi tarafından verilen Kadir Has Başarı Ödülü’dür. Arıkan bilim alanındaki bu başarısından sonra da 2012’de IEEE üyesi olarak seçilmiştir.

Erdal Arıkan çalışmalarıyla başka ödülleri almaya da hak kazanmıştır. Bu ödüllerin bazıları şunlardır:

  • 2013; Polar Kodlama çalışması nedeniyle IEEE WRG Baker Ödülü
  • 2018; IEEE Richard W. Hamming Ödülü
  • 2019; Claude E. Shannon Ödülü

Aykut Barka

Aykut Barka

Aykut Barka, 16 Aralık 1951 İstanbul Fatih doğumlu olan Türk Bilim insanıdır. Jeoloji Mühendisi olarak bilimsel çalışmalar yalan Barka, lise eğitimini İstanbul’da bulunan Vefa Lisesi’nde 1967 ve 1970 yılları arasında almıştır. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ni kazanan Barka, burada 1970 ile 1975 yılları arasında Jeoloji Mühendisliği bölümünde eğitim görmüştür ve yüksek lisans eğitimini de tamamlamıştır. Lisans ve yüksek lisans eğitiminden sonra da Bristol Üniversitesi’ne gitmiş ve Kuzey Anadolu Fay Hattı konu çalışmasıyla doktora çalışmasını 1977 ve 1981 yılları arasında tamamlamıştır. Akademik başarılarıyla çalışmalarına devam eden Barka başta TÜBİTAK olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde bulun M.I.T’de, Birleşik Krallık’ta, Japonya’da ve Fransa’da yer alan birçok bilimsel araştırma kurumlarında görev almıştır.

Aykut Barka Kimdir?

Jeoloji alanında çalışmalar yapan ve özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı ile ilgili olarak incelemeler yapan Aykut Barka, Türkiye’de bulunan ve önem arz eden diğer tektonik bilinmezler hakkında da araştırmalar yapmış ve hepsi birbirinden önemli yayınlara imzasını atmıştır. Barka tarafından yapılan bu araştırmalar ve yayınlar uluslararası bilim platformlarında önemli bulunmuştur ve önemli bilimsel dergilerde yayınlanmıştır.  Aykut Barka’nın yayınları arasında yer alan ve oldukça büyük ses getiren çalışma; Amerika’da bulunan USGS kurumunda bilimsel çalışmalar yapan ve dünyaca ünlü olan jeolog Ross Stein ile birlikte yaptığı ve olasılık üzerinde durduğu, 17 Ağustos 1999 İzmit Depremi çalışmasıdır. Bu çalışmada deprem, iki yıl öncesinde olasılık belirtilerek tahmin edilmiştir. Depremin gerçekleşmesinden sonra Barka tarafından yapılan bu çalışma daha fazla ses getirmiştir.

Yaşamının son gününe kadar İstanbul teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde çalışan Aykut Barka, beyninde gerçekleşene bir damar tıkanıklığı sebebiyle İstanbul Marmara Üniversitesi hastanesinde tedavi altına alınmıştır. 6 Ocak 2002’de üniversite hastanesinde tedavi altına alınan Barka, 1 Şubat 2002 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Bilim insanımızın mezarı İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunmaktadır.

Hayatının son günlerine kadar akademik çalışmalarına ara vermeden devam eden Aykut Barka geride, jeoloji ve bilim alanında başarılı pek çok makale ve yayın bırakmıştır. Ayrıca Türkiye’de pek çok yerbilimcinin yetişmesinde de etkili olmuştur. 1997 yılında İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Estitüsü’nde çalışmaya başladıktan sonra 1998 yılında da bağımsız olarak çalışan Aktif Tektonik Araştırma Grubu’nun (ATAG) kurulmasında öncülük etmiştir ve bu araştırma grubu günümüzde hala jeoloji alanında çalışmalarını sürdürmektedir.

Aykut Barka ismi günümüzde İstanbul Beşiktaş’ta bulunan bir parka, Marmara Depremi’nin yıldönümünde Beşiktaş Belediyesi tarafından açılış töreni ile birlikte verilmiştir. Bununla birlikte yine 2002 yılında, Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından Boğaziçi Vapuru olan Sedef Adası isimli vapura Profesör Dr. Aykut Barka’nın ismi verilmiştir. Bu vapur 2007 yılında Haliç Tersanesi’ne bakım amacıyla alınmıştır. Vapurun bakımının yapılmasından ve yenilenmesinden sonra Kadıköy ile Karaköy arasında seferlere başlatılmıştır.

Betül Kaçar

Betül Kaçar

Betül Kaçar, astrobiyolog olarak bilim alanında araştırma ve çalışmalar yapan Türk bilim insanıdır. Mikro boyutlardaki canlıların yeryüzünde bıraktığı kalıntılar ile ilgili olarak incelemeler yapan ve bu kalıntıların sahibi olan canlıların biyolojik yapısını anlamlandırabilmek için bilimsel araştırma yapan Kaçar, laboratuar ortamlarında canlandırma yapmaktadır. Geçmişteki biyolojik yaşamı, güneş sistemini ve de güneş sisteminin dışında bulunan gezegenlerden elde edilmiş olan verileri inceleyen, bunları karşılaştıran ve de daha önce evrende var olmuş yaşamın izlerinin peşinde olan bilim insanımız yaptığı çalışmalarla bilim dünyasından isminden söz ettirmektedir. Betül Kaçar, astrobiyolog olarak yaşamın ayak izlerini bulmak adına 2017 yılından beridir Atlanta’da bulunan Arizona Üniversitesi’nde bilimsel çalışmalarını yapmaktadır.

Eğitimi

Giresunlu bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Betül Kaçar, çocukluğunun büyük bir kısmını memleketinde; Giresun’un Bulancak şehrinde geçirmiştir. Çavuşoğlu Koleji’nden mezun olup üniversite eğitimi için İstanbul’a gelen Betül Kaçar, Marmara Üniversitesi’nde Kimya Bölümü’nde eğitim almıştır. 2003 yılında, Marmara Üniversitesi’nde öğrenci olduğu esnada kendisine ait bir projeyle Amerikan Howard Hughes Tıp Enstitüsü’ne başvuruda bulunmuştur. Başvurusu olumlu sonuçlanan Kaçar lisans öğrencilerine verilen yaz araştırma bursunu almış ve ABD’ye araştırma yapmak üzere gitmiştir.

Akademik Çalışmaları

Lisans eğitimini tamamlamasının ardından Betül Kaçar, Atlanta’da bulunan Emory Üniversitesi’nin doktora bölümünü kazanmıştır. Burada alzheimer ve Parkinson hastalıklarına sebebiyet veren proteinlerin üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarını Emory Üniversitesi’nin kimya bölümünde ve de Emory Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirmiştir. Kaçar, bu araştırma çalışmalarını yaparken astrobiyoloji ve evrim ile ilgili alanlara yönelmiştir ve doktorasını tamamlamıştır. Doktora sonrasında da Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi yani NASA’ya başvurmuştur. Yaptığı bu araştırma ve çalışmalarla NASA’dan ‘Genç Araştırmacı Ödülü’nü, ‘Astrobiyoloji Enstitüsü Ödülü’nü ve de ‘Egzobiyoloji Araştırmacı Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır. Betül Kaçar üstün başarıları sayesinde aldığı bu ödüller sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Avrupa’da bulunan pek çok laboratuarlara girme ve araştırma yapma şansını elde etmiştir.

Betül Kaçar Kimdir?

NASA Astrobiyoloji Enstitüsü tarafından 2011 senesinde kurulan SAGANet isimli astrobiyoloji eğitim platformunda Betül Kaçar kurucu olarak görev almıştır. Kaçar, 2014 ve 2017 yılları arasında da bağımsız olarak inceleme ve araştırma yapan Organizma ve Evrimsel Biyoloji Bölümü isimli bir araştırma grubuna, Harvard Üniversitesi’nde araştırma görevlisi unvanıyla liderlik etmiştir. Uzun yıllardan beri Arizona Üniversitesi’nde moleküler biyoloji ve astronomi alanında öğretim üyeliği yapan Betül Kaçar bilimsel araştırma ve çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca 2016 yılından beri de Amerika’da yürttüğü görevi ile birlikte Japonya Hükümeti tarafından kurulmuş oaln ELSI yani Yer, Yaşam Enstitüsü’nde de öğretim üyesi unvanıyla çalışmalar yapmaktadır.

Takiyüddin

Takiyüddin

Takiyüddin, 1521 ve 1585 yılları arasında yaşamış olan gökbilimci, mekanikçi, matematikçi, mühendis ve Türk bilim insanıdır. Osmanlı Devleti döneminde önde gelen bilim insanları arasında yer alan Takiyüddin özellikle astronomi alanında yapmış olduğu çalışmalarla bilinmektedir. 1526 senesinde Şam’da dünyaya gelen bilim insanımız hem Şam’da hem de Mısır’da yetişmiş, eğitim almıştır. Daha sonra 1550 senesinde İstanbul’a gelmiştir ve 1577 senesinde de 3. Murat tarafından verilen bir ferman ile İstanbul Tophane taraflarında bir gözlemevi kurmuştur.

Takiyüddin Kimdir?

Astronomi alanı ile birlikte matematik ile de ilgilenen Takiyüddin tanjant ve sinüs hesaplarını tablolar halinde herkesin kullanımına sunmuştur. Ayrıca 841 tanesi Türkçe olmakla birlikte toplamda 1337 adet esere imzasını atmıştır.

Çalışmaları

  1. Murat’ın emri ile Takiyüddin tarafından kurulan ve Tophane’de bulunan gözlemevi daha sonraları çeşitli iddialar ve söylentiler nedeniyle yine 3. Murat tarafından verilen bir emir ile yıkılmıştır. Ve bir sonraki gözlemevi de bu tarihten yaklaşık 300 yıl sonra kurulmuştur. Bu sebeple Takiyüddin tarafından yapılan araştırmalar ve incelemeler rasathanenin yıkılmasından dolayı son bulmuştur. Rasathanede gözlem yapan Takiyüddin, Kepler’in de hocası olan Tycho Brahne ile aynı döenmde yaşamıştır ve hemen hemen aynı gözlemleri yapmıştır.

Yaşamı ve Çalışma Hayatı

1521 senesinde Şam’da dünyaya gelen Takiyüddin, Şam’da ve Mısır’da eğitimler aldıktan sonra Tennis Kadılığı görevine getirilmiştir. Kadılık yaptığı zamanlarda gözlemler yaparak ün kazanan Takiyüddin 1571 senesinde Mustafa Çelebi’nin hayatını kaybetmesi üzerine 2. Selim tarafından sarayın müneccimbaşı olarak atanmıştır. Bu göreve Takiyüddin, İstanbul’da bulunan Galata Kulesi’nden 1574 yılında gözlemler yaparak başlamıştır.

Sokullulu Mehmet Paşa ve Hoca Saadettin’in verdikleri destekler ve de 3. Murat’ın fermanı ile Takiyüddin, 1577 senesinde Tophane’de kendi yönetimi altında bir rasathane kurmuştur. Bu rasathaneye de Takiyüddin Rasathanesi ismi verilmiştir. Daha sonra da bu gözlemevi top atışları ile 1580 yılında yıkılmıştır.

Yaşamı boyunca farklı çalışmalarda bulunan Takiyüddin özel olarak trigonometri alanında yapmış olduğu çalışmalarla ön plana çıkmaktadır. Ayrıca Takiyüddin, tanjant, kosinüs, kotanjant ve sinüs tanımlarını yapmıştır ev ispatlarını da tablolar halinde ortaya koymuştur. Ayrıca Takiyüddin, ekvator ile ekliptik arasında bulunan 23 derece, 27 dakikalık açıyı, bir dakika kırk saniye farklı olacak şekilde yani; 23 derece 28 dakika olarak hesaplamıştır. Bu hesaplama, o dönem içerisinde gerçeğe yakın olarak ilk kez yapılan bir hesaplama olarak önem taşımaktadır.

Takiyüddin gerçekte İstanbul Beşiktaş’ta bulunan Dolmabahçe Sarayı’nın sahibidir fakat bir çocuğu olmadığı için bu saray devlete kalmıştır.

Mehmet Ceyhan

Mehmet Ceyhan

Mehmet Ceyhan, 1960 doğumlu olan akademisyen, tıp profesörü ve Türk bilim insanıdır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nda Bilim Kurulu Üyesi olarak da görev alan Ceyhan aynı zamanda Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nde de başkanlık görevini yürütmektedir. Lisans eğitimini Ankara’da bulunan Hacettepe Üniversitesi’nde 1981 yılında alan Ceyhan, mezuniyetinden sonra da yine aynı üniversitede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında yüksek ihtisas yapmış ve bu eğitimini 1985 yılında tamamlamıştır.  1983 ve 1985 yılları arasında da Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde gerçekleştirdiği çalışmalardan dolayı uzmanlığını almıştır.

Akademik Çalışma Hayatı

Adana Askeri Hastanesi’nde askerlik görevini yerine 1985 ve 1987 yıllarında yapan Mehmet Ceyhan 1987 ve 199 yılları arasında zorunlu hizmet görevini de Ankara’da bulunan Etimesgut devlet Hastanesi’nde gerçekleştirmiştir. Doçentlik unvanını Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında Ceyhan 1988 yılında almıştır. 1989 yılında da tıp eğitimi aldığı Hacettepe Üniversitesi’nin Tıp Fakültesi’nde Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Ünitesi bölümünde öğrencilere ders vermeye ve öğretim üyesi olarak çalışmaya başlamıştır. Yandal ihtisas eğitimini Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları üzerine alan Mehmet Ceyhan 1995 yılında da Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında profesörlük unvanını almıştır.

Türkiye’de tıp alanında eğitim alan ve profesör unvanına sahip olan Ceyhan 1998 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Cincinnati Childrens Hospital’a gitmiş ve çocuk enfeksiyon bölümünde çalışmaya başlamıştır.

Mehmet Ceyhan Kimdir?

Tıp doktoru Mehmet Ceyhan özellikle belirli alanlara yönelmiş ve hala günümüzde bu alanlar yoğunluklu olarak çalışmakta, araştırma ve incelemeler yapmaktadır. İmmünizasyon seroloji ile klinik etkinlik, enfeksiyon epidemiyolojisi, enfeksiyon hastalıklarında moleküler genetik ve bakteriler üzerindeki anti bakteriyel ilaçların genlerinin tanımlanması ağırlıklı olarak akademik çalışmalar yapan Ceyhan, yaptığı bu çalışmalar sayesinde ödül almaya da hak kazanmıştır.

Günümüzde Enfeksiyon Hastalıkları Derneği ile Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nde Ceyhan başkanlık görevlerini yürütmektedir. Ceyhan ayrıca Pediatri Uzmanlık Akademisi Derneği’nde de genel sekreterlik çalışmalarını gerçekleştirmektedir. Ayrıca tıp eğitimi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı’nda başkan olarak çalışan Mehmet Ceyhan, Sağlık Bakanlığı’nda da Bilim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır.

Ödülleri

Günümüzde korona virüs salgın hastalığı nedeniyle sıklıkla adını duyduğumuz ve haber kanalları ile birlikte televizyon programlarında da pandemi hakkında bilimsel bilgilerin paylaşımını yapan Mehmet Ceyhan enfeksiyon hastalıkları ile ilgili olarak geçmiş yıllarda yapmış olduğu çalışmalarla ödüller almıştır. Bu ödüller ise şunlardır:

  • 1985; Cihat Tahsin Gürson Araştırma Ödülü birinciliği
  • 1986; Cihat Tahsin Gürson Araştırma Ödülü ikinciliği
  • 1988; Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Teşvik Ödülü

 

Hezarfen Ahmed Çelebi

Hezarfen Ahmed Çelebi

Hezarfen Ahmed Çelebi, 1609 yılında İstanbul’da dünyaya gelen ve 1640 yılında Cezayir’de vefat eden bilgin, havacı, mucit ve Türk bilim insanıdır. Hezarfen, takma kanatlar geliştirmiş ve bu kanatlar ile uçmayı başaran ilk insanlardan biri olmuştur. Ayrıca Hezarfen Ahmed Çelebi, ilk kez uçmayı başaran Türk bilgini olarak da tarihte yer edinmiştir. 4. Murat padişahlığında olan Osmanlı Devleti’nde 1623 ve 1640 yılları arasında uçma tasarısı gerçekleştirdiği ve uçma konusu ile ilgili geniş bilgilere sahip olan bilim insanımıza bu nedenle Hezarfen ismi verilmiştir.

İlk Uçuşu

Hezarfen Ahmed Çelebi, bilimsel çalışmalarını, farklı konulardaki araştırmalarını ve deneylerini evinde yapan bir bilginimizdir. İsmail Cevheri’yi örnek alan Hezarfen, günümüzdeki hava taşıtlarının ilkel tasarılarını gerçekleştirmiş olan bir kişidir. Kuşların uçma şekillerini inceleyen ve gözlemleyen Hezarfen Ahmed Çelebi, hazırlamış olduğu kanatların dayanıklılık durumlarını ölçmek amacıyla İstanbul’da bulunan Okmeydanı semtinde bir takım deneyler gerçekleştirmiştir ve tarihi uçuşuna hazırlanmıştır.

Tüm deneylerinin sonunda ise 1632 yılında lodosun olduğu sabah saatlerinde İstanbul halkının yoğun olduğu bir anda, onların görebileceği bir şekilde Galata Kulesi üzerinden kendi tasarladığı kanatlar eşliğinde kendisini boşluğa bırakmış ve kanatları sürekli olarak hareket ettirerek boğazı aşarak Üsküdar’a iniş yapmıştır.

Hezarfen Ahmed Çelebi Kimdir?

Hezarfen Ahmed Çelebi, 10.yüzyılda ilk uçuş denemesi yapan İsmail Cevheri’den yoğun olarak etkilenmiştir ve bunun dışında kanatlar eşliğinde uçuş yapabilmek adına İtalyan ressam ve aynı zamanda bilgin olan Leonardo Da Vinci’nin uçuş ile ilgili olan çizimlerinden, bilgilerinden de yararlanmıştır. Hezarfen Ahmed Çelebi tarafından Galata Kulesi’nden atlanarak gerçekleşen uçuşta havada katedilen yol 3358 metredir. Bu nedenle Türk havacılık tarihinde Hezarfen’in büyük bir önemi bulunmaktadır.

İlk Uçuşun Yankısı

Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi üzerinden Üsküdar’a gerçekleştirdiği uçuş Osmanlı Devleti ile birlikte Avrupa’da da büyük bir yankı uyandırmış ve ilgi çekmiştir. Dönemin padişahı olan 4. Murad da bu olayı takdir ile karşılamıştır ve ayrıca bu uçuşu 4. Murad Sarayburnu’nda bulunan Sinan Paşa Köşkü’nden de izlemiştir. Önceleri Hezarfen ile yakından ilgilenen 4. Murad bu gelişme karşısında Hezarfen’i altın ile de ödüllendirmiştir. Fakat daha sonra da bu denli yetenekli ve bilgili olan Hazerfen’in varlığından rahatsız olmuş, varlığına kuşku ve endişe ile yaklaşmış ve bu sebeple de Cezayir’e sürgüne göndermiştir. Sürgüne giden Hezarfen burada da yaşamının sonuna kadar yaşamış ve burada 1640 yılında hayatını kaybetmiştir.

Cacabey

Cacabey

Cacabey, 1240 ile 1301 tarihleri arasında yaşamış olan Türk bilim insanıdır. Dünyadaki ilk rasathaneyi kurmasıyla tüm dünyada bilinen Cacabey aynı zamanda dünyadaki ilk astronomi ve matematik okulunun da kurucusudur. Cacabey, Hacı Bektaş Veli ve Mevlana döneminde yaşamış olan, Türk tarihi ve bilimi açısından oldukça önemli olan bir isimdir.

Anadolu’nun pek çok yerlerinde eserleri olan Cacabey, açtığı matematik ve astronomi okulunda Türkçe anadiliyle eğitim vermiştir fakat Cacabey’in Arapça ve de Acem diliyle de yazılmış olan eserleri bulunmaktadır. Aynı zamanda astronomi ve matematik dışında felsefe, tasavvuf ve hukuk alanlarına da yönelmiştir ve açtığı okullarda bu alanlarda da dersler verilmiştir.

Hayatı

Cacabey, Ceceli aşiretine mensup olan ve aşiretin beyliğini yapan Emir Bahaddin Caca’nın oğludur. Tam adı; Nurettin Cebrail’dir ve 1240 yılında Kırşehir’de doğmuştur. Kırşehir’e büyük katkılarda bulunan Cacabey, Selçuklular’ın son yıllardaki yönetim bozukluğundan dolayı Eskişehir Emiri olarak adlandırılmaktaydı. Bir dönem Tokat’ta kalan Cacabey daha sonra Kırşehir’e gelmiş ve burada Bey olmuştur. Kırşehir Beyliği görevi sırasında Emirhor isyanını bastırmıştır ve Elbistan Savaşı’na da katılmıştır. Elbistan Savaşı’ndayken Mısır Memlük Sultanı’na esir düşen Cacabey, daha sonra tüm esirlerin serbest bırakılmasıyla birlikte Kırşehir’e geri dönmüştür ve daha fazla bilinirliliğe ulaşmıştır.

Cacabey Kimdir?

Genç yaşıyla ve zekası ile tanınırlığa ulaşan Cacabey kısa süre içerisinde dönemin ünlü bilim insanları ve bilginleri ile birlikte anılmaya başlamıştır. Anadolu’da pek çok hayır kurumu yapan Cacabey ayrıca pek çok cami ve zaviyeyi de onarmıştır. Döneminin fakültesini yani Cacabey Medresesi’ni yaptıran Cacabey, bu medresede Türkçe dilinde eğitimler vermiştir.

Pek çok alanda araştırma ve incelemeler yapan, öğrenciler yetiştiren ve dönemindeki bilginler arasında bulunan Cacabey, 1301’de Rum tekvurları ile yapılan bir savaşta şehit olarak yaşamını kaybetmiştir. Cacabey’in cansız bedeni daha sonra Kırşehir’e getirilmiştir ve yaptırmış olduğu medresesinin yanında bulunan türbeye defnedilmiştir.

Cacabey Medresesi

Cacabey Medresesi’nin kubbesi açıktır ve kubbenin altında da bir kuyu bulunmaktadır. Bu kuyu üzerine yansıyan yıldızların incelenmesi gerçekleştirilmekte ve bu yansıma üzerinde araştırmalar yapılmaktaydı. Buradan hareket ile o dönemlerde Cacabey ve öğrenciler tarafından astronomi üzerine çalışmaların yanı sıra matematik, kimya ve fizik gibi çalışmalar da yapılmaktaydı. Dolayısı ile Cacabey Medresesi’nde farklı bilim alanlarında eğitimler verilmekteydi.

Bilim tarihimize bakıldığında Cacabey Medresesi, dünyada kurulan ilk gözlemevi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1271 yılında yapılan bu yapıdaki ayrı şekilde konumlandırılmış olan minare, gözlemevi amacıyla kullanılmaktaydı. Kubbenin altında bulunan ve yıldızların yansıdığı havuz ise planetarium yapılarının atası olarak sayılmaktadır.