Şerafettin Sabuncuoğlu

Hakkında

Şerafettin Sabuncuoğlu 14. Yüzyılın en ünlü hekimlerindendir. Fatih Sultan Mehmet ve 2. Beyazıd döneminde yaşamış olan Sabuncuoğlu 1386 yılında Karadeniz bölgesinde bulunan Amasya ilinde dünyaya gelmiştir. Türk tıp tarihinin önemli isimleri arasında yer alan Sabuncuoğlu hem kendi dönemine hem de günümüze çalışmalarıyla ışık tutmuştur. Eğitimli bir aileden gelen ünlü hekim babası ve dedesi gibi hekimliğe gönül vermiştir. Amasya Bimarhanesinde , yani günümüzdeki ismiyle akıl hastanesinde hekimlik görevini icra eden Burhaneddin Ahmed’den tıp eğitimi almıştır. 17 yaşında hekimlik yapmaya başlayan ve cerrahi ile ilgilenen Sabuncuoğlu 34 yaşına kadar Bimarhane de çalışmalarını sürdürmüş aynı zamanda birçok öğrenci yetiştirmiştir. 1470 yılında 84 yaşına geldiğinde  Amasya’da hayata gözlerini yummuştur.

Eserleri

Akrabadin Tercümesi

Akrabadin kelimesi sözlükte ‘’tıbbi yöntem’’ anlamına gelmektedir. 1454 yılında şehzade 2. Beyazıd’ın isteği üzerine İsmail B. Hasan El-Cürcani’nin Zahire-i Harzemşahi adlı Farsça kaleme aldığı eseri Türkçe’ye tercüme etmiştir. Sabuncuoğlu eserin farmakoloji bölümünü çevirmiş ardından esere 2 bölüm daha eklemiştir. Eserinde ilaçların hazırlanma şeklinden, özelliklerinden ve etkilerinden bahsetmiştir. Sabuncuoğlu aynı zamanda eserin sonuna Türkçe bir sözlük eklemiş ve Türk Tıp terimlerine yer vermiştir.

Kitabü’l Cerrahiyyeti’l

Kitabü’l Cerrahiyyeti’l Sabuncuoğlu’nun üzerine en çok araştırma yapılan ve en çok tanınan eseri olarak bilinmektedir. Eser resimli ve el yazmasıdır. Sabuncuoğlu işlediği konuları minyatüre yansıtmış ve tecrübelerini eserine eklemiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yazılan detaylı ilk Türk cerrahi kitabıdır. Eser 3 kısımdan oluşmuştur. 412 sayfadır ve 12’si siyah 18’i renkli olmak üzere içeriğinde  toplam 30 minyatür resim bulunmaktadır. Ayrıca 138 resim , 168 alet resmi vardır. Eserin 1. Kısmında 54, 2. Kısmında 38 3. Kısmında ise 24 tedavi yönteminden bahsetmiştir. Eserde kırık çıkık, göz hastalıkları, deri bozuklukları, fıtık, guatr, hemoroid, gibi birçok konuya değinmiş, cerrahi kesik ve dikişler hakkında bilgi vermiştir. Eserinden olabildiğince hekimin faydalanmasını istemiş ve eserini Türkçe kaleme almıştır.  Dönemin hükümdarı Fatih Sultan Mehmet’in ilime verdiği önemden dolayı eserini kendisine ithaf etmiştir. Eserin bilinen 3 kopyası bulunmaktadır. 2 tanesi İstanbul’da Fatih Millet kütüphanesinde, diğeri ise Fransa Milli kütüphanesi Paris  Bibliotheque National’ dadır.

Mücerrebname

Sabuncuoğlu 3. eserini hekim arkadaşlarının uzun ısrarları ve  istekleri üzerine kaleme almıştır. Kendisi eserinin önsözünde bu durumdan bahsetmiştir. Eserinde hayvanlar, insanlar ve kendi üzerinde denediği ilaçların kullanım ve hazırlanışını anlatmıştır. Bölümler ilaçların etki  ve kullanımlarına göre çoktan aza doğru sıralanmıştır. Sabuncuoğlu tecrübelerini ve buluşlarını aktardığı eseri içerisinde tedavi yöntemlerini de barındırmaktadır. Örnek olarak kendini parmağını zehirli bir yılana ısırtıp zehri ilaçla kendi üzerinde tedavi etmiş ve başarılı olmuştur. Dönemin şartları ele alındığında bu mükemmel eser Türk tıp tarihi için bir ilktir ve eşsizdir. Sabuncuoğlu eserini anlaşılır olması ve daha çok Türk hekime ulaşması  Türkçe kaleme almıştır.

Kullandığı Tedavi Yöntemleri

Hacamat Yöntemi

Bu tedavi yönteminde deri vakumlanır ve kan yüzeye çekilir. Kişiye göre çeşitli yağlar kullanılır. Kişinin derisi yumuşak ve gözenekleri büyükse yağ kullanımı tercih edilmemektedir.

Sülük Yöntemi

İnsan vücuduna sülük bırakılarak kan emmesi sağlanır.

Dağlama Yöntemi

Dağlama 2 çeşitlidir. İlk olarak kullanılan yağ kaynatılır ve yaranın üzerine sürülür. İkinci olarak bakır ya da demir dağlama aleti kızdırılarak yaranın üzerine konur. Bu yöntem kulak, burun, boğaz, baş gibi organların ağrılarında ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır.

Merhem Yöntemi

Sabuncuoğlu’nun bahsettiği en önemli merhemler şu şekildedir;

Merhemi Musri

Malzemeler: Bal ve Sirke

Sirkeden biraz daha fazla bal konur ve kaynatılıp koyulaştırılır. Merhem kıvamına getirilerek kullanılır.

Merhemi Rubai

Malzemeler: Revak, Çam sakızı, Zift, Böbrek yağı, Zeytinyağı

Her birinden eşit miktarda alınır ve kaynatıp koyulaştırılır. Merhem kıvamına getirilir.

Merhemi Sabr

Malzemeler: Mustaki, Ak mum, Carhut, Çam sakızı, Zift, Zeytinyağı

Her birinden eşit miktarda alınır ve zeytinyağı ile eritilir. Merhem kıvamına getirilir.

Zamad

Malzemeler: Soğan, Sığır yağı, Gül, Yumurta Sarısı

Soğan ve sığır yağıyla birlikte kavrulur, gül ve yumurta sarısı eklenip yaraya konur. Elde edilen merhem yaraların ağrısını alır.

Sıfatı Lazuk

Malzemeler: Yumurta akı, Tavşan tüyü

Damar kesiği tedavisinde kullanılır. Yumurta akı ve tavşan tüyü karıştırılıp kesiğin üzerine konulur. Sıkıca bağlanır ve on gün boyunca bekletilir.

İlaç Yöntemi

Tiryak: Zehirlenmeler için kullanılmıştır.

Kutur: Burun kanamaları için kullanılmıştır.

Kuhhül: Göz hastalıkları için kullanılmıştır.

Sabuncuoğlu Şerafettin Tıp Ve Cerrahi Müzesi

Amasya Bimarhanesi (Akıl hastanesi) İlhanlı döneminden günümüze ulaşmış tek eserdir. 14. Yüzyılda yaptırılmıştır. Bimarhanenin ön cepheleri sanat açısından çok önemlidir. Binanın sütun ve başlıkları Anadolu Selçuklu mimarisine örnektir. Kesme taşlar kullanılan binada, diz çökmüş insan kabartması vardır.  Anadolu da müzik  ve su sesiyle yaptığı tedavilerle bilinen ilk hastanedir. Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Müzesi 2011 yılından itibaren Amasya Belediyesi Kültür müdürlüğüne bağlı olarak ziyaretçilere açılmıştır. Müze olmadan önce 11 yıl boyunca Amasya Belediyesi Konservatuar binası olarak öğrencilere hizmet vermiştir. Anlaşıldığı üzere yıllar boyunca bu mimari müziğe karşı olan  benzersiz yönünü korumuştur. Sabuncuoğlu’nun heykeli müzenin bahçesinde bulunmaktadır. Heykel, minyatürlerine bakılarak tasvir edilmiştir. Müzenin içerisinde Sabuncuoğlu’nun cerrahi müdahalelerinde kullandığı malzemeler sergilenmektedir. Aynı zamanda içerisinde balmumum heykeller ile bir akıl hastasının müzik ile iyileştirilmesi canlandırılmıştır. Müze 1 yıl içerisinde yaklaşık 45 bin misafir ağırlamıştır. Misafirler içerisinde 4 bini ziyaretçi defterinde duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir. Bu eşsiz müze pazartesi günleri hizmet vermemekle birlikte haftanın diğer günleri 09:00-12:00 / 13:00-18:00  saatleri içerisinde açıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir