Uluğ Bey

Hakkında

Uluğ Bey 14. Yüzyılın en ünlü hükümdarı olan Timur’un torunudur. 1394’de Azerbaycan’ın Sultaniye şehrinde doğan  Uluğ Bey’in asıl adı Muhammed Toragayandır. Timur tarafından saygın, büyük, ulu gibi anlamlara gelen Uluğ ismi verilmiştir.

Eğitim hayatına küçük yaşlarda medresede başlamıştır. Dini ilimlerin yanı sıra mantık, matematik, ve astronomi dersleri görmüştür. Matematik ve astronomiye olan ilgisi küçük yaşlardayken kendini göstermiştir. 16 yaşında devlet yönetimine katılırken 43 yaşında hükümdar olmuştur.

Uluğ Bey kendini hükümdarlıktan çok ilime adamıştır. İlime verdiği önemden dolayı Özbekistan’ın  Semerkant ilçesinde bir rasathane (gözlemevi) ve medrese yaptırmıştır. İlime önem verdiği kadar ilim insanlarına da önem vermiştir. Uluğ bey döneminde Semerkant sanat, edebiyat ve  kültürel aktivitelerin merkezi sayılmıştır. Uluğ Bey mimariye verdiği önem ile de tanınmaktadır.  Hükümdarlığı sırasında birçok han, hamam ve cami yaptırmıştır.

Uluğ bey 56 yaşındayken kendisine isyan eden oğlu Abdüllatif için hükümdarlıktan vazgeçmiş ve ona boyun eğmiştir. Oğlu Abdüllatif’ten hacca gitmek için izin almış fakat Abdüllatif’in  kumandanları bu durumun sakıncalı olduğu konusunda kendisini ikna etmiştir. Uluğ Bey  Semerkant’a gelmesine iki gün kala öldürülmüştür. Uluğ Bey’in ölümünden sonra Semerkant sanat, bilim ve edebiyat merkezi olma özelliğini kaybetmiştir.

Uluğ Bey Ve Çalışmaları

Astronomik aletler üzerinde çalışan Uluğ Bey eski aletleri de geliştirmiştir. Aynı zamanda gökyüzünün haritasını çizmesiyle tanınır. Çalışmaları gelecekteki bilim insanlarına rehber olmuştur. Eski Yunan ve Arapların astronomiyle ilgili çalışmalarını inceleyerek aynı zamanda düzeltmeler yaparak ay ve yıldızların hareketlerini gösteren tablolar oluşturmuştur. Uluğ Bey yıldızların yüksekliklerini bulmak için bir çapa geliştirmiştir. Bu çapa o kadar büyüktür ki Ayasofya Cami’nin kubbesi kadar olduğu bilinmektedir. Uluğ Bey’in geliştirdiği bu çapa astronomi için büyük bir başarıdır. Dürbün ve teleskoplar icat edilmeden önce bu çapa kullanılmıştır. Uluğ Bey’i  14. Yüzyılda yaptığı  ölçümlere göre 1 yıl 365 gün 6 saat 10 dakika ve 8 saniyedir. Günümüz modern ölçümlerine göre ise 1 yıl 365 gün 6 saat 9 dakika ve 9.6 saniyedir. İnanılmaz olan aradaki fark bir dakikadan daha azdır

Uluğ Bey Medresesi

Uluğ bey döneminde bilim, kültür, sanat, edebiyat merkezi olarak kabul edilen Semerkant’ta inşa edilmiştir. Özbekistan’ın ünlü   Registan meydanındadır.  Mimari açıdan eşsiz olan medreseye Uluğ Bey’e hocalık yapan ünlü Türk bilimci Kadızade Rumi başkanlık etmiştir. Birlikte medrese derslerinde hocalık yapmışlardır. Bir çok ünlü bilgin ve filozof bu medresede eğitim görmüştür. 17. Yüzyılın sonuna kadar eğitim verilen medresede tahripler meydana gelmiştir. 20. Yüzyıl’da restorasyonuna başlanmıştır.

Semerkant Rasathanesi

Uluğ Bey’in en görkemli eseri olarak adlandırılan Rasathane, medresede yapılan matematik ve astronomi çalışmalarına katkı sağlaması amacıyla Semerkant’ta Uluğ Bey medresesinin yakınına inşa edilmiştir. Rasathanenin yapımı sırasında hiçbir masraftan kaçmayan Uluğ Bey kendisine de özel bir oda yaptırmıştır. Odasının duvar ve tavanları gök manzaralarıyla süslenmiştir. Üç katlı olan bu rasathanede, dönemin önemli ilim insanları olan Kadızade Rumi, Ali Kuşçu ve Gısaseddin Cemşid ile birlikte önemli çalışmalar yapmışlardır. ‘’Gök bilimlerinde ilerlemeyen uluslar, büyük ulus olamaz’’ sözüyle çalışmalarına verdiği önemi vurgulamıştır.

Zic-İ Uluğ Bey

Zeya Kürkani ve Zeya Cedit Sultani ismiyle bilinen gökbilim cetvellerini yapan Uluğ Bey’in dört kitaptan oluşan, Semerkant rasathanesinde toplanan gözlemlerin bulunduğu eserin ismi Zic-i Uluğ Bey’dir.  12 yılda tamamlanmıştır. Eserin önsözünde kitabın neden ve nasıl hazırlandığı konusunda bilgi verilmiştir. Birinci kitapta takvimler hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İkinci kitapta ise astronomi, trigonometri, kıble yönü gibi konulardan bahsedilmiştir. Üçüncü kitap daha çok yıldız ve gezegenler hakkındadır. Kitabın içerisinde yer alan yıldız kataloğunda 48 takımyıldızı ve  1018 yıldız anlatılmıştır. Dördüncü kitap ise astroloji ile ilgilidir. Eser Farsça yazılmıştır. Uluğ Bey’in bu eseri birçok farklı dile tercüme edilmiştir. Avrupada da  çok ünlüdür. Zic-i Uluğ Bey bilim dünyasına ışık olmuştur. İstanbul da bulunan Ayasofya Kütüphanesinde asıl kopyası bulunmaktadır.

Uluğ Bey Krateri

Uluslararası Astronomi Birliği (IUA) tarafından ay yüzeyindeki bir kratere Uluğ Bey ismi verilmiştir. 48 kilometre çapında olan bu krater Ay’ın dünyaya görünen yüzeyinin kenar kısmına yakın olduğundan zor görüntülenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir